Tarih boyunca birçok medeniyete beşiklik eden ve bereketli Gediz Havzası'yla müreffeh toplumlara ev sahipliği yapan Manisa, en zor yıllarını 1920'li yılların başında yaşamıştı.

1919 yılının Mayıs ayında Yunanlılar tarafından işgal edilen şehir 3 yılı aşkın işgal altında kalmış, yaşanan zulümler insanların hayatını cehenneme çevirmişti.

19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarak milletin makus talihini değiştiren ve Manisa'nın işgal yılları sürecinde Anadolu insanını adeta külleriden yeniden doğuran Mustafa Kemal Paşa, 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni kurmuş sonrasında topyekün kurtuluşun ateşini yakmıştı.

30 Ağustos'taki büyük zaferin ardından geldikleri gibi kaçmaya başlayan Yunan askerleri, işgal altındaki yerlerden yakarak ve yıkarak çıkıyordu. Orta Doğu tarihçisi Nettleton Fisher, “Geri çekilen Yunan ordusu bir yakıp yıkma politikası benimsedi ve önüne gelen bütün savunmasız Türklere karşı vahşilikler uyguladı” diye yazar. İskoç tarihçi Kinross ise Yunan geri çekilişini, "Tarihi kutsal şehir Manisa’da 18 bin binadan sadece 500’ü ayakta kalabilmişti” şeklinde tasvir etmiştir. 5 Eylül 1922 gecesi başlayan ve 8 Eylül’e kadar devam yangın ise 1922 Manisa Yangını olarak adlandırılır.

İşgalin son günlerinde aslında Manisa’nın her yerinde direniş başlamıştı. Müftü Alim Efendi, Parti Pehlivan, Gördesli Makbule, Demirci Akıncıları, İbrahim Ethem gibi nice kahraman düşmanla kahramanca çarpışmıştı. 3 yıl süren bu direnişler ve acılar, 26 Ağustos 1922’de yerini umuda bıraktı. Fahrettin Altay komutasındaki birliklerin varmasıyla Manisa 8 Eylül 1922’de özgürlüğüne kavuşmuş, kederin yerini sevinç gözyaşları almıştı.

Bu sevinç ve gururun 100. yılını coşkuyla yaşıyoruz. İnşallah bir daha savaşlar olmaz, ülkemiz bir daha işgal edilmez ve kıyamete kadar özgür bir millet olarak yaşamaya devam ederiz...