İletişim, iki canlı arasında bir bilgiyi aktarma ve anlama sürecidir. İki birim arasındaki mesaj alış-verişidir. Bir birimden çıkan bilginin, haberin karşı birime ulaşması, onda bir etki uyandırması ve bunun ilk birime geri dönmesi sürecidir.

Mesajınız varsa, iletişimi becermek zorundasınız. Etkileşim, iletişimle başlar. Bir de iletişim kazaları da vardır? İletişim kazaları, trafik kazalarında olduğu gibi, kazalara yol açan nedenler bilindiği derecede azaltılabilir.

Gerçek duygu ve düşüncelerimizi kelimelerin arkasına gizlemek mümkündür ama, beden dilimizi gizlemek çok kere mümkün değildir. Eşimizin kırılıp kırılmadığını oradan anlayabiliriz.

İletişimin temeli Peygamberimizin bir hadisinde saklı:

Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü’min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz. (Buhârî, Îmân, 7)

Bir diğer yönüyle iletişim duygu, düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her yolla başkalarına aktarılmasıdır. Amaç anlaşılmaktır.

Kimi zaman sözlü olur; konuşarak, söyleşerek, hasbıhal ederek ya da bağrışarak...

Kimi zaman da sözsüz olur; bir duruşla, bir bakışla, bir gülümseme ya da bir kaş çatışla...

Sesimiz çıkmasa da beden dilimizle iletişim kurabilir, çevremizdekilere olumlu ya da olumsuz, sözlü ya da sözsüz yüzlerce mesaj veririz.

Aile içi iletişim ne demektir?

Manisa’da kurban satış noktalarında ilaçlama çalışması Manisa’da kurban satış noktalarında ilaçlama çalışması

Aile içinde büyük-küçük, kadın-erkek, genç-yaşlı herkesin birbiriyle kurduğu bağ ve bu bağ aracılığıyla gönderdiği mesajlardır.

Aile içinde sağlıklı bir iletişim tarzı benimsenmişse, aile fertleri birbirlerini incitmeden istek ve ihtiyaçlarına kavuşabilir.

Sağlıklı bir iletişim dilinin kullanıldığı ailede, herkes birbirinin varlığına saygı duyar.

Ayrıca huzurlu bir aile, hiçbir sorunla ve sıkıntıyla karşı karşıya gelmeyen, hiçbir tartışmaya ve gerilime sahne olmayan aile demek değildir.

Huzurlu aile, sağlıklı bir iletişim ağı kurarak sorunları ve sıkıntıları insanca çözebilen aile demektir.

Peygamberimiz şöyle buyurur: “Mümin cana yakın kimsedir. İnsanlarla yakınlık kurmayan ve kendisiyle yakınlık kurulamayan kimsede hayır yoktur.” (İbn Hanbel, II, 400)

Aile içi iletişim, öncelikle “tatlı dille gerçekleşir”. İletişim sürecini tüm boyutlarıyla etkileyen ve yönlendiren en önemli vasıta dildir. Sağlıklı bir dînî iletişim için dilin teknik olarak doğru kullanılması yanında üslup bakımından da yerinde ve etkili olması gerekir. 

İletişim süreci, bir iletiyi anlaşılır biçimde kodlayarak hedefe gönderme işlemi ile başlar. Bu bağlamda işaret sistemi olarak dil, bir koddur. Dil olmadan iletişim olmaz. Algılarımızı, yorumlarımızı, yargılarımızı, bilgilerimizi dil ile ifade ederiz.

Dil ile iletişimde kişilerin “ne söyledikleri”, dil ötesi iletişimde ise “nasıl söyledikleri” önemlidir. Araştırmalar, insanların günlük hayatlarında birbirlerinin ne söylediklerinden daha çok nasıl söylediklerine dikkat ettiklerini göstermiştir.

Bu bakımdan yüz yüze iletişimde sözlü kodlar yanında, ses özellikleri ve vücudun duruşu, jest ve mimikler, el kol hareketleri, göz teması, dokunma, susma, muhatapla araya konan mesafe, giyim kuşam, statü ve varlık göstergeleri, rozet, takı ve koku gibi sözsüz kodlar da ilişkilerin belirlenmesinde önemli araçlardır.

İletişimde yaklaşık olarak sözcüklerin %10, sesin %30 ve beden dilinin %60 rol oynadığından söz edilmektedir.

İletişimde en önemlilerinden birisi şüphesiz ki dili, doğru ve etkin bir şekilde kullanabilmektir.

Meramını dil ile ifade etmek, sözcüklerle konuşmak insana has bir yetenektir. Kur’an’ın ifadesiyle insanı yaratan, ona beyan yeteneğini veren, düşünmeyi ve konuşmayı öğreten Allah’tır.

~ ~ ~
~ ~ ~
“İnsanı yarattı. Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti.” (Rahman, 55.3.)

Kur’an, insanın bu yeteneğine dikkat çektiği gibi bu yeteneğin nasıl kullanılması gerektiğine dair ilkeler de sunmaktadır. 

~ ~ ~
“Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır.” (İsra Suresi 17.53)