İnsanlar aynaya baktıklarında uzuvlarını görmek orada dursun, kendileriyle göz göze bile gelemiyorlar.

Sade yaşamla tanıştıktan sonra. Hem kendi çerçevemi genişletmek, hem kendimi daha emin ve donanımlı hissetmek için yazılan bir çok yapıtı, yerli ve yabancı çekilen bir çok belgeseli izledim. Hepsinin bana kattığı bir çok şey oldu.  Sade yaşamla ilgili kendimi  ilmek ilmek işleyip, can suyu misali damla damla doyuma ulaştırdı bu yapıtlar.

İzlediğim, okuduğum hatta sosyal medyadan takip ettiğim hesaplarda ruhen ve mental olarak üzerinde durup düşündüğüm konular var.

Bunlar ;

*Ekolojik farkındalık,

*Sağlıklı beslenme,

*Kapsül gardırop,

*Sade yaşam,

*’An’ da kalmak.

Bunları birazda farkındalık olması açısından ele alacak olursam.

Ekolojik düzenin bozulmasıyla birlikte insanların bunun üzerinde ki olumsuz etkileri bir çok platformda ciddi şekilde dillendirildi ve hala gerek röportaj gerek video gerekse yazılarak önlemler konusunda bizim görev edinmemiz gerekenler söyleniyor.

Sağlıklı beslenme, artan sağlık problemleri, atalık tohumun yok denecek kadar azalması, GDO gerçeği sağlıklı beslenmenin önemini artırdı. Eskiden sadece kola ve cipsden korunmamız gerektiği söylenirken şimdilerde bu listeler çok kabardı.

Kapsül gardırop konusuyla ilgili yorumumdan ziyade, umut ediyorum! ‘Ye kürküm ye’ devrinin bitmesi. İnsanların düşünceleri, varoluş sebepleri ve hayat serüvenleriyle karşılanıp ağırlanmaları.

Sade yaşam! Artık büyük şehir, küçük şehir demeden insanların koca bir keşmekeşin içinde kalması. Çocukların dört duvara mahkum olması, erişkinlerin hayatın onlara dayattığı rollerin arasına sıkışması. Kısaca hem canlı hem cansız varlık yorgunluğu sebebiyle, insanlar aynaya baktıklarında uzuvlarını görmek orada dursun, kendileriyle göz göze bile gelemiyorlar.

İnsanların birbirine güveninin kalmaması. Akrabalık, arkadaşlık ilişkilerinin yerini çıkar ilişkisine bırakması, samimiyet ve vefanın hiç adının anılmaması bence artık sade yaşamı oldukça cazip kılıyor. Fazla eşyadan da fazla insandan da arınmak.

Bir kısım bunu insanların kendilerini sosyal çevreden çekmesi ve psikolojik bir karanlığa sürüklemesi olarak adlandırsa da, bir kısım insanlar benliklerini bulduklarını ve kendilerini yeniden tanıdıklarını iç özgürlüklerini sadece kendilerine değil tüm dünyaya ilan ettikleri hissine kavuştuklarını söyler sohbetlerinde.

‘An’ da kalmak. Neredeyse artık mümkün değil. Çünkü hep bir koşuşturmanın içinde herkes. Sohbet etmekten uzaklaştık çünkü hep yorgunuz. Dost hanesi kapısı çalmayı unuttuk, işimiz düşmediği sürece. Aynı evin içinde ses tonlarımızı unuttuk. ‘Ben’ yarışı ‘ben’ savaşı sosyal ilişkilerimizde ki insanları aştı eşlerin arasına oturdu. Minderi de kalın geldi galiba kendine iyice yer etti. Evin içinde telefondan kalkmayan kafalar, değişen dünya şartlarıyla birlikte evlilikten ev arkadaşlığına transfer olan ilişkiler…

Biz çocukken 36 pozluk fotoğraf makinaları vardı.36 pozu en özel anlarımız için kullanırdık. Sonra bastırır albüm yapar, büyük keyifle tekrar tekrar bakardık. Şimdi ise telefonlarımız aynı pozda çekilen onlarca fotoğrafla dolu yani ‘an’ larında çok kıymeti kalmadı.

Sağlıcakla kalın yol arkadaşlarım.