Uyanmak için resmen çırpındı kadın. Bir türlü gözlerini açamıyordu. Herşeyin farkındaydı ama gözlerini açamıyordu. Eşi! Evet eşi de yanındaydı. Birlikte geçmişlerdi odalarına uyumak için. Bu çığlıklarını duymuyor olamazdı. Su almaya mı gitmişti acaba? Göğsünde ki o ağırlık neydi? Nasıl yani odalarına geçmemişler miydi? Nefesi daralıyordu. Off Nejat! Yine kolunu üzerine atmıştı. Gözleri hala neden açılmadı ki? Nejat’da bir su alıp gelememişti. Altı üstü bir bardak su. Ne kadar uzun sürebilirdi ki?

Ne gözleri açılıyordu ne de göğsünde ki ağırlık gidiyordu. Bedeni sarsılıyordu sanki. Yanaklarında sebebini bilmediği bir acı vardı. Bir de soğuk soğuk terliyordu. Ambulans sesimiydi o? Nejat çığlık mı atıyordu? Allah’ım gözlerini açması gerekiyordu.

Hayır anlamadığı şey işten eve dönmüştü. Nejat’la harika bir masa hazırlamışlardı. Her zaman ki gibi salata ve ekmek kesimini Nejat halletmişti. Kahkahalarla hazırlıkları bitirip, başbaşa keyifli akşam yemeklerini yemişlerdi. Çaylarını demleyip sevdikleri diziden bir bölüm açacaklardı. Nejat kuruyemişleri hazırlıyordu. Aslı’da bu sırada bir ılık duş alıp pazartesi sendromunun gerginliğini suya katıştırıp dönecekti.

Eee ne olmuştu da duştan sonrasını hatırlamıyordu Aslı. Niye uyuduklarını düşünüyordu ama aslında öyle değilmiydi? Banyo da ayağı kaymıştı başını çok sert bir şekilde duvara çarpmıştı. Sese koşup gelen Nejat. Kısa süreli bir şok yaşayıp. Banyoyu hızla saran kanların arasından çıkıp telefonuna ulaşıp ambulansı aradı. Geri döndüğünde yoğunlaşan kan tansiyonunu düşürse de önce Aslı’yı tokatlayıp nabzını kontrol edip kalp masajı bilmediği halde Aslı!nın göğsüne birkaç onu sarsan girişimde bulundu. Ama Aslı açmıyordu gözlerini. Ambulans geldi en yakın hastaneye kaldırıldı ancak artık yapılacak bir şey kalmamıştı Aslı için.

Aaa ! Şu kadın ne kadar da tanıdık diye düşündü Aslı. Kimdi bu? Bir dakika hatırlayacaktı. Bu kadın annesinin vefat eden teyzesiydi. Çocukken bir kez görmüştü onu. Şu beyefendi de babasının rahmetli olan Fazlı amcasıydı. Şu hanımda geçen sene trafik kazası geçirip vefat eden komşularıydı. İki küçük çocuk bırakmıştı arkasında.  Ben neden bunları görüyorum, nasıl oluyorda kanlı canlı görebiliyorum diye düşündü kendi kendine Aslı.

.

.

.

Sonra usulca düşünceleri karardı. Görüntüler gitti. 30 yıllık renkler tek tek soldu. Ortalık şimdi zifir karanlık. Ama daha çok gençti. Bir çocukları bile yoktu daha. Ne çok sevmişlerdi birbirlerini. Nejat evdeki hiçbirşeyin yerini bilmezdi ki. Hem çokta dağınıktı. Salatadan başka bir şey yapmayı da bilmezdi. Ah be ! Nejat o kadar da söylemiştim diye düşündü Aslı ben yemek yaparken izle öğren diye.

.

.

.

Dışarda kızılca kıyamet. Nejat sadece kendini ve Aslı’yı değil, onlara bunu yaşatan hayatıda tokatladı o akşam ama geri gelen olmadı. Nasıl olurdu? Daha iki yıl bile olmamıştı evleneli. Yok canım Aslı aç kalırım diye korkar bırakmaz beni diye düşündü…

Ne Aslı gelecekti artık. Ne de Nejat açlıktan ölecekti.

Sağlıcakla kalın.