İnançlar, gelenek ve göreneklerin en üst seviyede yaşandığı bayramlar; toplumların “Millet” olma şuurunun şekillendiği ve kuvvetlendiği günlerdir. Millet olarak birlik ve beraberliğimizi pekiştiren, yardımlaşma ve dayanışma duygularımızı tazeleyen bayramlar hayatımızın önemli kültürel değerlerindendir.

      Her toplumun, her milletin bayram geleneği, bayram kültürü mevcuttur. Türk kültür ve toplum hayatında bayramların bambaşka bir karşılanış, kutlanış ile yaşayış biçimi vardır.

       Türk Bilgini Kaşgarlı Mahmut, Divan-ı Lugat-it Türki’sinde bayram sözcüğü “Bedhrem” olarak geçmiş ve “neşe ve sevgi günü” şeklinde açılımı yapılmıştır. Oğuz Türklerinde Beyrem olarak söylenmekteyken Anadolu Coğrafyasında “Bayram” olarak dilimize yer etmiştir.

        Bayram kutlamalarının en önemli özelliğinin dini ve mitolojik bir kökene dayanması, kutlamaların kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze gelme özelliği gelenekseldir.Sosyologlar kültür unsurları arasında en az değişen ve değişmenin en uzun süreli olanının gelenekler ve görenekler olduğunu ifade ederler. Bizler geleneklerine bağlı yaşamayı seven toplum olarak aile, özel günler, ritüel ve göreneklerimizle; bayramların bütünleştirici, paylaşımcı ve birlikteliğin gerekliliğini yansıtıyoruz.

   Bayramlar insanlar üzerinde yarattığı en önemli etki “Yenilenme” dir. İslamiyet öncesi Türkler arasında yapılan bayramlarda da yenilenme ifadesine rastlamaktayız. İnsan her gün yenilenmeye ihtiyaç duyar. Bedenen, ruhen, zihnen günlük yaşam içinde fırsatını bulamadığımız yenilenmeyi; bayramlar vesilesiyle geleneksel tören gibi düşünerek aile, dost ve yakınlarımızla bir araya gelerek gerçekleştirebiliyoruz.

      Ülkemizde ve dünyada toplumsal değişimlerin baş döndürücü bir şekilde devam ettiği, teknolojik gelişmeleri takip etmenin zorlaştığı bir dönemde, bayramların ve bayramlaşma kavramının da değişim içinde olduğunu görüyoruz. İnsani değerleri yok eden acımasız savaşların, adaletsizliğin, ilkel ve insanlık dışı davranışların giderek yayıldığı, güçlülerin güçsüzleri sınır tanımaz bir vahşilikle ezdiği bir dönemdeyiz. Diğer taraftan bireyselleşmenin ön plana çıkarak bireyselliğin arttığı, aile kavramının giderek zayıfladığı ve insanların giderek yalnızlaştığı bir dönemdeyiz. Toplumun sosyal, kültürel ve tarihi yapılanmasında önemli bir yeri ve olumlu katkıları olan bayramların, bu özelliğini değişime uğrayarak da olsa devam ettirdiğini görüyoruz. Kuşak farkı gözetmeksizin geleneklerimizde önemli kültürel paylaşımımız olan bayramlarımızın sevgi, hoşgörü, anlayış ve saygı, barış, kardeşlik, mutluluk ve paylaşım duygularımıza vesile olmasını diliyorum.