Bizden başka herkes herkes her şeyi yaparken biz bir şeyleri yaparken rezil olma korkusuyla geri çekiliyoruz. ‘Ben başaramam’ algısını kendimize empoze ettik. Bu kötülüğü kendimize neden yapıyoruz biliyorum. .Maalesef ki; ‘onlar,bunlar ve şunların’ etkisi bizi kollarının arasına almış durumda. Bu kolları bir süre sonra omzumuzda hissedeceğiz. Bunu destek kolları gibi hissedeceğiz ve yüklerini fark etmeyeceğiz bile.. fakat bu kolların köstek kolları olduğunu anlamamız zaman alacak ve işte o zaman kendimizi fark edebilmek için gerçek bir adım atmış olacağız.. 

 Davranışlarımıza yüklediğimiz anlamlar bilinçaltımızda birer emre dönüşür. Sonucuna ulaşamadığımız eylemlerde kendimizi başarısız olarak nitelendirmeye çok yatkınız. Dolayısıyla ‘ben başarısızım’ algısını an itibariyle bilinçaltımıza işleriz ve bu artık psikolojik bir duruma dönüşür.. Bu algıyı taşıdığımız müddetçe zaten başarısızlık kaçınılmaz olur. Sonuçta beyin inandığını yapar öyle değil mi?

  Kendimizi güçsüz hissettiğimiz anlarda tedirginlik de beraberinde gelir. Bu ikisi birleştiğinde de direnme azmimiz git gide azalır. Böyle anlarda bize uzanan bir el olsun isteriz. Fakat dediğim gibi bu ellerin destek mi yoksa köstek mi olduğuna dikkat etmeliyiz. İşte tam burada devreye çevresel ilişkilerimiz giriyor. Hiç kuşku yok ki çevremizin bizi yukarı çekmekte ve dibe sokmakta oldukça etkin bir rolü vardır. İşte bu yüzdendir ki çevremizi her daim süzgeçten geçirmeyi bilmeliyiz. Çünkü çevremiz ne kadar yargısız olursa sesimiz de kulağımıza o kadar alışık olur. Bu da kendimize yabancılaşmamızın önüne geçer ve zamanla bilinçaltımızda yatan ‘ben başarısızım’ algısnı yıkıp geçer.

  O zaman hadi hep birlikte şunu diyelim ‘Ben bildiğimi yapıyorum, senin veya bir başkasının beni yargılamasının başarımın önüne geçmesine izin vermeyeceğim!