Yusuf Böyük
Dünya kuru üzüm üretiminin yüzde 90'ını gerçekleştiren Manisa'da bu yıl kuru üzüm taban fiyatının yüzde 4'lük artışla 12.5 TL'den 13 TL'ye çıkması üreticiyi hayal kırıklığına uğrattı. Manisalı Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemir'liye tepki gösteren üreticiler, ziraat odaları ve muhalefet partileri; bu şartlarda üzümün zararına satılacağını, çiftçinin mağduriyetini gidecerek yeni bir adım atılmasını istiyor. Üretici tarafından mesaj yağmuruna tutulan
AK Parti ve MHP'li milletvekillerinin de fiyat revizyonu veya kilo başına prim desteği konusunda çaba sarf ettikleri ifade ediliyor.

100 TL'LİK BANKNOTLARI SÜSLÜYORDU
Bu yılki taban fiyatın düşüklüğü nedeniyle değerinin altında satılmasından endişe edilen
üzüm, bir zamanlar Türkiye'deki en büyük para banknotlarını süslüyordu. Merkez Bankası tarafından 1942 yılında tedavüle çıkan 100 TL'lik banknotların bir yüzünde dönemin tek parti lideri İsmet İnönü'nün, diğer yüzünde ise elinde üzüm salkımı tutan Manisalı bir genç kız yer alıyordu. 1946 yılına kadar tedavülde bulunan para, bir süre en değerli kağıt para olarak kullanılıyor.

4500 YILLIK ÜZÜM SİKKELERİ
Üzüm, antik çağlarda Ege Bölgesi'nde hüküm süren bazı medeniyetlerin sikkelerinde de yer alıyordu. MCBÜ Fen Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yusuf Sezgin: "4 bin 500 yıl öncesine kadar üzümün Manisa'da görüldüğünü söyleyebiliriz. Antik çağdan günümüze kadar her dönemde Manisa ve çevresinde en önemli ürün üzüm olmuştur. Lidya Krallığı'nın başkenti Sardes'te üzümü çok fazla görüyoruz. Yaklaşık 20 kadar irili ufaklı kent var Manisa bölgesinde. Bu kentlerin neredeyse hepsinin sikkelerinin üstünde üzüm tasviri var. Bu, üzümün temel ekonomik faaliyet olduğunu gösteriyor.

GEDİZ'İN ESKİ ADI ÜZÜM OVASI'YDI
Manisa bölgesinde bağcılık kültürünün antik çağa kadar uzandığına dair bilgi ve buluntular mevcut. Tarihi kayıtlara göre, Gediz Irmağı'nın suladığı ovaya da bir zamanlar Üzüm Ovası deniyordu. 1913 tarım sayımına göre Manisa civarında 226 bin 600 dönüm bağ alanında 92 bin 573 ton üzüm elde ediliyordu. 1931 yılında yaşanan don ve Filoksera (asma köklerinde zarar yaparak asmayı kurutan bir bağ zararlısı) üzüm üretimini en düşük seviyeye indirdi. Filoksera nedeniyle yerli asma fidanları ile tesis edilen bağlar kuruyordu. Yapılan çalışmalarda hastalığa dayanıklı üzüm çeşitleri geliştirildi ve üretim yeniden hızla artırıldı.