Kahvaltılarımızın, arkadaş ziyaretlerimizin, toplantılarımızın vazgeçilmezi, yorgunluğumuza   adeta   ilaç gibi gelen çoğumuzun ince belli bardakta tavşan kanı sevdiği  ÇAY  “Camellia sinensis” bitkisinin yapraklarından hazırlanır.

Kahvaltılarımızın, arkadaş ziyaretlerimizin, toplantılarımızın vazgeçilmezi, yorgunluğumuza   adeta   ilaç gibi gelen çoğumuzun ince belli bardakta tavşan kanı sevdiği  ÇAY  “Camellia sinensis” bitkisinin yapraklarından hazırlanır. Siyah, oolong, yeşil ve beyaz olarak çeşitleri bulunan çaylar arasındaki fark ise bir takım işlem(oksitlendirme gibi)farkıdır. Siyah çayın tadının diğerlerine göre daha yoğun olmasının sebebi de daha fazla oksitlendirilmesinden kaynaklanır.

Çayın tek başına bir besin değeri yoktur. İçerisinde protein,yağ,karbonhidrat gibi besin ögeleri içermez dolayısıyla şeker eklemediğiniz sürece kalori değeri yoktur.İçerisinde bir miktar manganez ve florür bulundurur.Buna rağmen çay sandığınızdan çok daha yararlı bir içecektir.Bu özelliğini bütün bitkilerde olduğu gibi vücudumuz için yararlı fitokimyasallar bulundurmasından alır. Bunlar; kafein, theaflavin, thearubigin ve kateşinlerdir. Ayrıca teanin(theanine)denen bir amino asitte bulunur.

Kafein bildiğiniz üzere kararında tüketilirse zihni ve bedeni zinde,enerjik tutma özelliğine sahiptir.Bütün çay çeşitlerinde,kahvede ve çikolatada bulunur.Theaflavin ve thearubigin ise siyah çayın işlenmesi sonucu kateşinlerin reaksiyonu ile oluşan  antioksidan  bileşiklerdir.Bunlar siyah çaya tadını ve aromasını verir. Antioksidan özeliğe sahip en önemli bileşen  epigallokateşin gallatt’tır ki aslında yeşil çayda daha yoğun bulunmaktadır. Araştırmalar bu kimyasal bileşenlerin sağlığımız için ne kadar yararlı olduğunu göstermiştir.

Özellikle siyah çay tüketimi ile alınan polifenol ve kateşinler kansere karşı koruyucu etki gösterdiği,özellikle meme ve over (yumurtalık) kanseri oluşumunun azaldığı tespit edilmiştir.Yine  düzenli tüketimde kemik yoğunluğuna katkıda bulunduğu,osteoporoz ve artrit riskini azalttığı bilinmektedir.Günde 3-4 fincan çay içmenin kalp krizi %44 ve inme riskini %21 oranında azalttığı, kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterol seviyesini  ise %11 oranında düşürdüğü çalışmalarda gösterilmiştir. 

Polifenol içeriği yüksek olan siyah çay, DNA hasarını engelleme ile ilişkilidir. Tütün ve diğer toksin maddelerden kaynaklı olarak oluşan bu DNA hasarı için özellikle meyve ve sebzelerle desteklenmiş bir diyette siyah çayın yeri mutlaka olmalıdır. Açık ve limon ilave edilerek içilen çay ile antioksidan alım kapasitenizi arttırmanız kolaylaşır. Gün içerisinde ortalama 2- 3 fincan siyah çay tüketildiğinde stres hormonu olan kortizol seviyesinin düştüğü gözlemlenmiştir. Bu etki siyah çayda bulunan L-theanine’nin  rahatlama özelliğinden gelmektedir. Bağışıklık sistemimizi de güçlendiren çay aynı zamanda sindirim sistemimizde özellikle mide ve bağırsak hastalıkarı üzerinde iyileştirici etkiye sahiptir.

Bu yararlı etkilerden faydalanmak için tükettiğimiz çayın güvenilir olması da önemlidir. Koyu ve bayat çay tüketmek ise bu saydığımız yararların tam aksi etki gösterebilir. İyi bir su ile mümkünse porselen yada cam demlikte 10-15 dk.demleme süresi sonrasında maksimum 1 saat içinde tüketimi sağlamak gerekmektedir.Yaşlılar,çocuklar ve hamilelerin açık ve limonlu çay tercih etmelidirler.Yine Demir eksikliği olan bireylerin yemeklerden 40-45 dk. sonra çayı tüketimine geçmeleri demir emilimleri açısından önemlidir. Sağlıklı bir beslenme beraberinde dostlarla içilen 3-5 fincan çay tüketimi hem vücudunuza hem ruhunuza iyi gelecektir…