Pandemi süreci bütün dünyaya tarımın ve üreticinin, dolayısıyla çiftçinin önemini gösterdi. Yıllardır uzmanların söylediği ama kimsenin ciddiye almadığı çok büyük bir sorun için artık alarm zilleri çalıyor: Gıda krizi...

Türkiye olarak bir zamanlar dünyada kendi kendine yetebilen 7 ülkeden biriyken, artık bir ekmeğe en az 4 TL veren insanların yaşadığı bir ülke haline geldik. Neleri neleri ithal ettiğimizi saymaya gerek yok; 4 mevsimin ve de 7 iklimin yaşandığı bu güzel ülkede her şeyi ekip biçebilecekken çoğu şeyi ithal ediyoruz.

İthal ediyoruz çünkü daha ucuza geliyor!

Kendi tohumunu üreten, kendi gübresini imal eden, uzun vadeli tarım politikaları geliştiren ülkeler birçok şeyi çok daha ucuza  üretip bize ihraç ediyor. Biz ise her yıl kırsal kesimin daha da boşaldığı, insanların üretimden daha da uzaklaştığı ve tarımla uğraşanların giderek daha az kazandığı bir ülke haline geliyoruz. Çünkü girdi maliyetleri katlanarak artarken, çiftçinin kazacı yerinde sayıyor.

Sonuç olarak çiftçimiz Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri başta olmak üzere borç veren kuruluşların kapılarında bekliyor, borç alabilmek için arazilerini ipotek etmeyi göze alıyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre Manisalı çiftçiler son 2 yılda sadece Tarım Kredi kooperatiflerinden 1.3 milyar  TL kredi çekmiş. Buna karşılık il genelindeki arazilerin yaklaşık 3’te 1’i ipotekli durumda. Önceki yıllarda çiftçiler borçlarını ödeyemediği için haklarında icra takibi başlıyordu. Geçici bir çözümle icra takipleri 30 Eylül 2022 tarihine kadar durduruldu. Ancak gidişat gösteriyor ki 1 Ekim'den sonra icra dosyaları yeniden yağmur gibi yağacak!

Türkiye'de tarım politikaları neden oturmuyor, neden çiftçi her gün toprağından daha da soğuyor, neden vatandaş olarak ekmeği 4 liraya yiyip, unun kilosuna 10 TL ödüyoruz? Bu soruların cevabı uzun uzun düşünülmüyor?

Günü birlik politikalarla tarımı  ayakta tutmaya çalışırken, Hollanda ve İsrail gibi bizim ortalama bir ilimiz büyüklüğündeki ülkeler uzun vadeli projelerle tarımda söz sahibi oluyor.

Tarımda yaşadığımız sorunlar ne üzüme 27 TL gibi mevcut şartlarda iyi bir taban fiyat vermekle çözülür, ne de günü kurtaran teşvik paketleriyle.

Çok kapsamlı ve uzun vadeli projeler geliştirmek gerekiyor...