Kıymetli okurlarımız, hatırlanacağı üzere Çin 2021 yılının Ekim sonunda halkına gıda stoğu yapması konusunda çağrıda bulunmuştu.

Çin hükümetinden gelen bu çağrı ülke kamuoyunda endişelere neden olmuş ve hükümet sebebinin seller sebebiyle sebze meyve alanındaki kayıpları sebep göstermişti. Fakat Çin 3 yıldır stok yaptığından bu açıklama kimseyi inandırmadı. 2022 Ocak ayında ABD' Tarım Bakanlığınca yapılan açıklamada 2022'de Çin'in planı bu şekilde devam ederse küresel mısır rezervlerinin %69’unu, pirinç rezervinin %60’ını ve buğdayın %51’ini  stoklayabileceği belirtildi.

Şubat sonunda başlayan Rusya-Ukrayna savaşından sonra daha da hızlanan stokçuluk yarışına dünyanın ikinci en kalabalık ülkesi Hindistan'a eklenince işler iyice garipleşmeye başladı.

Çin Gümrük Genel İdaresi'ne göre, Çin 2020'de gıda ithalatına 98,1 milyar dolar harcadı, bu rakam on yıl öncesine göre 4,6 kat arttığı anlamına geliyor.

Son beş yılda Çin'in soya fasulyesi, mısır ve buğday ithalatı ABD, Brezilya ve diğer tedarikçi ülkelerden yapılan alımlarla 2 ila 12 kat arasında arttı. Sığır eti, domuz eti, süt ürünleri ve meyve ithalatı da 2 ila 5 kat arttı.

2022 yılı içinde küresel piyasalarda %40 fiyatı artan buğdayın, Hindistan tarafından 13 Mayıs'da ihracatı yasaklanınca ve bu olay Çin'in stok politikası ile yanyana koyulunca herkes tarafından "acaba ne oluyor?" sorusu sorulmaya başlandı.

5 yıl boyunca üst üste ürütim rekorları kırdıktan sonra aşırı sıcaklardan dolayı Hindistan tarafından düşüşle üretilen 106 milyon ton buğdaydan yaklaşık 7 milyon tonunun  yakınındaki ada ülkelerine ihraç edildiğini düşünürsek bu ihracat yasağının bir komplo teorisini bağlanması zor. Yani Hindistanın derdi iklim.

Rusya-Ukrayna Savaşı ile dünyanın en büyük tahıl ihracatçılarının kaynak olmaktan ciddi anlamda çıkmasıyla gözler Hindistan'a dönmüş ve sonuç olarak iklimle başı belada olan zaten %7 civarı olan ihracatını yasakladı.

Evet, dünya çapında Buğday üretimi rakamlarına bakacak olursak tablo biraz daha netleşecektir. 2021 yılında dünya 776 milyon ton buğday üretti. Bu üretimde listenin başını çeken ülkelerin oranları da şu şekilde gerçekleşti.

Çin %17,3

Hindistan %13,9

Rusya %11

Abd %6

Ukrayna %4

Üretim rakamlarında sonra şimdi de küresel çapta dünyada buğday ihracatında bu ülkelerin payına bakalım

Rusya %19

Abd %13,4

Kanada %13,1

Avustralya %11

Ukrayna %8,4

Yukarıdan da anlaşılacağı üzere Çin ve Hindistan buğday konusunda zaten sıkıntı çeken, kafa kafaya giden ülkeler. Rusya, ABD ve Ukrayna ise üretimdeki paylarının çok çok üstünde ihracatta payı olan ülkeler. Bunlardan ikisinin savaşa tutuşmuş olması buğday konusunda ciddi bir problem üreteceğinden Çin'den fayda gelmeyeceğinden emin olan ülkeler gözlerini Hindistan'a çevirmişti ki Hindistan adeta "hiç bana bakmayın" dercesine ihracatı yasaklayıp daha baştan işin içinden sıyrıldı.

40 milyon ton buğdayın Ukrayna depolarında ihraç edilmeyi beklediği bir sürecin içinden geçtiğimiz şu dönemde gözler Kanada, ABD ve Avustralya'ya dönmüş durumda.

Diğer yandan komplo teorilerini haklı çıkartan gelişmeler de yok değil. Çin'in muazzam gıda stokçuluğun yanında emtia stokçuluğu da yapması uzmanlarca Çin'in bir şeylere hazırlandığı hususunda teoriler oluşturulmasına neden oluyor. Hele ki son yıllarda ABD ile yaşadığı Ticaret Savaşları ve son dönemde yaşanan/yaşanmaya devam eden Tayvan konulu gerginlik Çin'in olası bir savaş için bu hazırlıkları yaptığı hususundaki yorumlar da bu teorileri doğrular mahiyette.

Peki, ne olacak? Rusya Ukrayna savaşı çözüme kavuşmadan, küresel ısınmadan ve yağış problemlerinden ötürü üretiminin yapıldığı coğrafyalarda problem çıkan buğdayın bir dert olmaktan çıkması pek de olası görünmediğinden tansiyonun son zamanlarda iyice  yükseldiği küresel siyasetin de etkisiyle önümüzdeki yıl dünyanın gıda konusunda ciddi bir bela ile karşı karşıya kalma ihtimali gayet gerçekçi duruyor.

Ardı ardına felaketlerin yaşandığı, servet ve gelir dağılımında yaşanan inanılmaz adaletsizliklerle tüm insanlığın öfkeyle dolduğu, Büyük Sıfırlama'nın ve kapitalizmin sonunun konuşulduğu bir dönem içerisindeyiz. Bir şeyler değişecekse bunu ABD ve Çin arasında yaşanacak olumsuz gelişmeler değiştirecek gibi gözüküyor ve bu olumsuzlukların yaşanmasında, gıda krizi denklem değişmezse illaki başlıklardan biri olacak gibi duruyor.

Rabbim hakkımızda hayırlısını nasip eylesin.