İnsanın tüm hayatı dengeyi aramakla geçiyor. Tam buldum derken bir duygu fırtınası ile dengeler alt üst oluyor. Evimizdeyken oturduğumuz koltukta bile sürekli dengeyi arıyoruz. Oturduğumuz yerde bir sağa dönüyoruz bir sola. Tam rahatı bulduk derken yine bir şey bizi rahatsız ediyor ve oturuş şeklimizi tekrar değiştiriyoruz. Tüm hayatımız böyle geçiyor. İnsan hayatı budur işte. Kısa süreliğine dengeyi bulup sonra yeniden kaybettiğimiz dengeyi aramakla geçiyor ömrümüz. Sürekli bir denge durumundan söz edebilmek mümkün değil.

Duygularımız da kendi arasında ayrıca savaş halindedir. Herhangi bir şeye kahkahalarla gülerken beş dakika sonra başka bir şey için ağlayabiliyoruz. Duygularımız sürekli oradan oraya sürükleniyor bütün gün. Gece yatağa girdiğimizdeki benle sabah uyandığımızdaki benin aynı kişi olacağının bile garantisi yok. Bu yüzden insanı sabit varlık olarak olarak ele almak hata olur. İnsan, duygusal termometresi sürekli değişen dengesiz süreçler ve prosesler bütünüdür.

Duygularını ve mantığını en iyi şekilde yönetebilen kişi dengeli bir kişidir. Beynin sağ ve sol lobları birbirlerinden ayrı görevleri yerine getiriyor. Beynin sol tarafı matematiksel ve analitik işlerle uğraşırken sağ taraf daha çok yaratıcılık, tasarım, hayal etme gibi artistik işlerle ilgileniyor. Sağ lobun daha çok duygularla, sol lobun da daha çok mantıkla ilgili işleri yerine getirdiği biliniyor. Yine aynı şekilde bu iki lob bedenin farklı bölgelerini kontrol ediyor. Sol lob bedenin sağ tarafını idare ederken sağ lob kalbin de içerisinde bulunduğu bedenin sol tarafını kontrol altında tutuyor. Başka bir ifade ile mantık ve duygular arasındaki savaş bir nevi kalp ve beyin arasındaki savaştır. Beyin ve kalp arasında yapılan her savaş sonucunda bu ikisinden biri galip geliyor ve kararlarımızı da bu sonuca göre alıyoruz.

Bir örnek..

Bir araba alacağımız zaman arabanın rengi, şekli, motorunun çıkardığı ses, üstü açık olması, iç döşemelerinin rengi gibi özellikler arabanın duygularımıza hitap eden özellikleridir. Arabanın fiyatı, ödeme kolaylığı, yedek parça ve teknik servis ağı gibi özellikleriyse o arabanın mantığımıza hitap eden özellikleridir. Araba satın alırken eğer sadece duygularımızla düşünüp karar verirsek çok güzel rengi olan son model, pahalı bir spor araba alabiliriz ama onca borcun altından kalkmamız ileride çok mümkün olmayabilir ve araba elimizin altından gidebilir. Sadece duygularla karar vermek çok akıllıca bir karar olmayacaktır. Diğer taraftan arabayı sadece mantığımıza hitap eden özelliklere bakarak satın almaya kalkarsak da evet belki çok uygun fiyata bir araba sahibi olmuş oluruz ama bunun sonucunda beğenmediğimiz bir renkte arabaya binerken kendimizi çok da mutlu hissetmeyebiliriz. Neticede her şey insanın mutluluğu için değil mi? Kararlarımızı verirken ve davranışlarımızı yaparken hatalı davranmamak ve ileride pişman olmamak adına duygular ve mantığın da ötesinde bir bakış açısıyla olaylara bakmamız gerekiyor. Bu bakış açısı bilgelik bakış açısıdır. Bilgelik bakış açısında orta yol vardır. Bilge insan bir karar verirken mantığından da duygularından da eşit oranda faydalanır ve böylece optimum dengeli bir alışveriş yapar. Mantık ve duygu çemberlerinin kesiştiği ortak küme bilgelik kümesidir. Bu küme kararlarımızı verirken dengeye en ideal oranda yaklaştığımız kümedir.