Çoğu zaman gözden kaçan, önemsenmeyen, yazılı olmayan, nezaket kuralları örf ve adetleri var. İnsanın içini ısıtan kalbini yumuşatan.

Bir evde cenaze olduğunda; bir hafta boyunca komşularının sıra ile o eve yemek vermeleri. Acına ortak oluyorum, acını bende hissediyorum. Ne olursa olsun yanındayım dünyalık kaybın benimde kaybım demenin dillendirilmemiş hali. Kendi evlerinde müzik dinlememeleri, yüksek sesle konuşmamaları hatta televizyon bile açmamaları gibi. Acıya saygıdan gibi görünse de aslında insana saygıdan.

Düğün evine yakın komşuysan, yakın akrabaysan eğer yemek servisinden, bulaşığına, ortalığın düzeninden gelen arabaların boş park yeri bulmasına kadar omuz veririsin. Çünkü o misafir senin de misafirindir. Ve kıymetlidir. Düğün evi olan sokakta ki tüm evlerin kapıları ardına kadar açıktır. Olur da düğün evinde yer kalmazsa çekinmeden o kapıdan herkes girebilsin diye. Düğün yemeği, damat ya da gelin alayı namaz vaktine denk gelirse. Komşular evlerinin bir odasına evde ki seccadelerini serip, temiz havlularını asıp. Düğün evinden namaz kılmak için gelecek misafirleri beklerlermiş.

Komşu evinden gelen ikram tabağının boş gönderilmemesi mesela. Memlekette bu durum aynı hissiyatı verse de, gurbette herkesin memleketi başka. Bu adette unutulmamış olunca. Kendi yörene ait olmayan o kadar başka lezzetler tadıyor ki insan. Damak kültürün zenginleşiyor.

Bir de dedelerimde görüp hala onlar ve bir sonra ki neslin devam ettirdiğine şahit olduğum bir geleneğimiz daha var. Devlet kurumunda işi olduğunda jilet gibi ütülü pantolon, temiz tıraşlı yüz, tek renk gömlek; sol göğsün üzerinde cebi olan modellerden ve o cepte lazım olur diye mutlaka bir tane bulundurulan tükenmez kalem. Üzerinde tozdan zerre eser olmayan yeni boyanmış kösele ayakkabı. Pantolon ve gömlekle uyumlu sadece resmi işler olduğunda kullanılan kasket. Anadolu da adına gerilik de denen uzun yıllar eskimeyen kıyafet bunlar. Çünkü nadir giyilirler. Bayanlarda ise temiz basma veya kumaş etek. Rengi hiç solmamış yine tek renk penye bluz. Üzerine de yelek veya pardesü. Ayakkabılar tabii ki yeni boyanmış. Eğer siyah lastikse yeni yıkanmış ve tertemiz.

Eğer hastaneyse gidilen yer. Evlat ya da anne babaysa muayene olacak kişi. Bir gece önceden mutlaka banyoları yaptırılmıştır. En temiz kıyafetleri giydirilmiş. Babanın cebine mutlaka en beyazından mendil, annenin yazması yine en beyazından ve kenarları tek renk boncuk işlemeli olanından örtülmüş olur.

İşte bunlar tamamen insana saygıdan. Hani şimdi herkesin ağzında bir sakız kendince modern dünyaya, başkalaşıma getirip bir güzel çiğniyor ya o sakızı. Tam o noktada özümüzü unutmadığımız takdirde zaten en güzeli önümüzde olan, ardımızda kalıp yolumuza ışık olanlarda olduğunu zaten göreceğiz. Bunun gibi nicelerini sayabilirim. Belki herkese ve her şeye inat ben bu vatanı çok seviyorum. Ve bu insanların her biri benim topraklarımın bir motifi. Ben bu motiflerin her birinin, rengine duruşuna varlığına hayranım.

Sağlıcakla kalın.