Son yıllarda hızla artan, yaşlı bireylerde her beş yılda bir iki katına çıkan Alzheimer hastalığında bellek kaybı spesifik bir bulgudur. Bu hastalıkta en büyük risk faktörü yaştır. Genetik faktörlerin ise %5 olduğu tahmin edilmektedir.

Son yıllarda hızla artan, yaşlı bireylerde her beş yılda bir iki katına çıkan Alzheimer hastalığında bellek kaybı spesifik bir bulgudur. Bu hastalıkta en büyük risk faktörü yaştır. Genetik faktörlerin ise %5 olduğu tahmin edilmektedir. Düşük eğitim düzeyinin Alzheimer’e yakalanma oranını arttırmaktadır. Cinsiyet faktörü tartışmalı olmasına rağmen çalışmalar kadınların erkeklere göre iki kat daha fazla oranda risk taşıdığı göstermektedir. Bazı çalışmalarda ise kafa travmalarının   hastalık riskini arttırdığı belirtilmektedir.Evde bir Alzheimer tanısı almış hastanız varsa tıbbi tedaviye gösterdiğiniz önemi bireyin beslenmesinde de göstermeniz durumunda hastanızın bu zorlu süreçte tıbbı tedaviye daha güzel yanıtlar verdiğini göreceksiniz.  

Yapılan çalışmalar balık tüketiminin Demans ve Alzheimer riskini azalttığını göstermiştir. Bu ilişki besin içeriğindeki  uzun zincirli Omega-3,EPA ve DHA gibi yağ asitleri alımı ile ilişkilendirilmiştir. Meyve ve sebzeler ise antioksidan ve biyoaktif (E ve C vitaminleri, karotenoidler, flavanoidler vb.)içermesi sebebiyle hastalık üzerine etkili olmaktadır. E ve C vitaminleri hücreler üzerinde oluşan oksidatif stresi azaltarak nörokoruyucu bir etki göstermektedirler. Sebzeler arasında özellikle yeşil yapraklı sebzelerin meyvelere göre daha çok E vitamini içermeleri sebebiyle bu etkileri daha baskın görülmektedir. 

Besinlerde bulunan polifenoller ismi verilen bileşenlerin de bilişsel fonksiyon bozukluğunu azalttığı bilinmektedir. Başlıca bilinen resveratrol; dut, yaban mersini ve büyük oranda  siyah üzümde bulunan bir polifenoldür. Antioksidan, antiinflamatuvar(iltihap önleyici) ve antikanser özellikleri vardır. Aynı zamanda da bilişsel fonksiyonun gelişmesine sebep olmaktadır.Curcumin, zerdeçal baharatında  bulunan etken madde olup Çin ve Hindistan’da tıpta tedavi edici ajan olarak kullanılmaktadır.Alzheimer hastalığının ise ilerleyişini yavaşlatan bir bileşen olduğu düşünülmektedir. B grubu vitaminler (Folik asit,B6 vitamini, B12 vitamini) oksidatif stresi ve homosistein konsantrasyonunu azaltarak  hastalığın önlenmesinde katıda bulunmaktadır. Doktor kontrolünde yüksek dozlarda suplemantasyon kullanımı tedaviye destek olacaktır. 

Bunun için, sağlıklı beslenme programı uygulanan hastalarda  vitaminlerin doğal besinlerden alınması; gerekli olduğu durumlarda ise (eksikliğinin  görülmesi) supleman kullanılması yararlı olmaktadır. Genel olarak bu hastalarda yetersiz veya aşırı düzeyde besin tüketimi görülmektedir. Açlık, susama, tat,koku duyularının algılanmasında bozukluk olabileceği için  besin ve sıvı alımı azalabilir. Bu nedenle hastanın izlem altında olması gerekmektedir. Öğünlerin televizyon vb. cihazların bulunmadığı ortamlarda tüketilmesi hastaya fayda sağlayacaktır. Kafa karışıklığını önlemek için yemekler sade ve desensiz tabaklarda sunulmalı ve hatta masa ve tabağın zıt renklerde olmasına dikkat ederek hastanın  tabağa odaklanması desteklenmelidir. Aynı anda en fazla bir veya iki yemek çeşidi sıcaklıkları mutlaka kontrol edilerek sunulmalıdır. Besinlerin tüketiminin kolaylaşması için küçük parçalara ayrılmalıdır. Bunun yanı sıra parmak besinler(ince uzun dilimlenmiş havuç vb.)hazırlanarak hastanın kendisinin tüketmesi teşvik edilmelidir. Çiğnemesi ve yutması zor olan fındık, çiğ havuç gibi besinler küçük parçalar halinde getirilmelidir. Hastanın üç ana öğün tüketmesi yerine daha fazla sayıda küçük öğünler tüketmesi sağlanmalıdır. Bizi büyütürken emek veren büyüklerimizi; çocuklar gibi itina göstererek  beslenme esnasında ağız içlerini kontrol ederek besinleri yuttuğundan emin olunmalıdır. Bütün bunların yanında bu hastalarımızda  ağız hijyenine çok dikkat edilmelidir.