Cumhuriyet Meydanı’nda inanılmaz bir kalabalık… Kalabalığın nedeni ise geçtiğimiz gün Manisa’ya iz bırakmaya gelen SOLOTÜRK’ü izlemeye gelenlerdi. 7'den 70’e denilse yeridir çocuğu, genci, yaşlısı herkes SOLOTÜRK’ü izlemeye gelmişti. Her hareketinde önce yüksek bir sese maruz kalıyoruz. Ardından yürekler ağza geliyor.

 Peki ya sonra?

Gökyüzünde inanılmaz bir dans. Demir yığını olan bir savaş uçağı bu denli estetik bir dansı nasıl yapabilirdi ki?

Elbette bu hüner SOLOTÜRK ekibi sayesinde. Gösterileri pür dikkat izleyen herkesin gözü gönlü gökyüzünde dans edenlerde, SOLOTÜRK’te. Bir çocuk, babasının omuzlarında SOLOTÜRK’e erişmek istercesine heyecanlı ve ahenkli gülümsemesiyle el sallıyor.

Herkesin yüzünde haklı bir gurur. Lakin bizi acıtmayan , gülümseten F-16 savaş uçağı başka ülkelerde aynı duyguları hissettirmeyip, korkuya neden oluyor. Savaşın ortasında çocuk olanlar şu an ne kadar gülebilir ki bir  F-16'nın gökyüzündeki dansına . Savaşın ortasındaki çocuklar her bomba düştüğünde bunu oyuna çevirmeye çalışıyor. Çok acı...

Çocuklar savaşın en masum varlıkları. Bu dünyanın geleceği olan çocukları ve içimizdeki çocuğu savaşa mazur bırakmanın nasıl bir gerekçesi olabilir ki?

Yaşamın doğası ikilikler üzerine kurulu. Bir taraf gülerken bir taraf ağlıyor. Kötü olmazsa iyiyi, çirkin olmazsa güzeli, karanlık olmazsa ışığı göremeyiz elbette.

Konu ülkemizin değeri SOLOTÜRK’ten açıldı ve ince bir noktaya dokundu. Gökyüzünün çelik kanadı SOLOTÜRK bizlerde her daim iz bıraktı ve o his değişmedi.  Dileğimdir ki tüm insanlık için F-16’yı sadece gösterilerde görebilmek…