Kendinizi anlayacak kadar cesur musunuz?

İnsanın kendi kendinin farkına varması, ona sunulan sonsuz seçeneklerin ayrımına varmasıdır. Farkındalığı içselleştirebilmek, insanın kendi iç alemine yolculuk yapmasından kendine zaman ayırmasından geçer. Kişisel farkındalık, insanın kendini sevmesi ve kendini olduğu gibi kabul etmesini gerektirir.

Bazen bir sorunumuzdan kurtulmak isteriz ama çözümü hep dışarıda ararız, başkalarının değişmesini bekleriz.. Peki sizler sorun gördüğünüz durumlarda, kafanızı dışarı çıkarabilenlerden misiniz yoksa kaplumbağa hesabı kafanız kabuğunuzda gizlenmiş mi olursunuz?

Yaşadığımız ilişkilerin sağlıklı ilerlemesinin en önemli sebeplerinden biri kendimizin farkında olmamızdır. Kendimizin farkında olmak, itiraf gerektiren bir yüzleşmedir. Kendimizin farkında olmak, karşımızdakini yargılarken bir saniye durup düşünmektir.

Her insan -özellikle gece başını yastığa koyduğunda- öz eleştiri yapar. Kimi daha sert, kimi daha kayırıcı yapar öz eleştiriyi, ancak herkes yapar. Herkes ne olduğunu, ne olmadığını, üzerinde çalışması gerekenleri, değiştirmesi gerekenleri bilir. Bilir ve bununla kavga halindedir. Çünkü değiştirmek istediklerini bilir, bununla ilgili yaşadığı sorunların farkındadır ancak insanın kendini değiştirmesi cesaret isteyen bir şeydir.

İkili ilişkilerde çıkan tartışmaların hemen hemen hepsi sonuçsuz biter. Genellikle kedinin kum ile pisliğini örtmesi misali konunun üzeri örtülür, geçici bir çözüm bulunur ve yola devam edilir.

Oysa çıkan tartışmalarda konudan ziyade hem kendimizin hem de karşımızdakinin bakış açısına dikkat etsek, konunun neden gündem veya neden sorun olduğunu anlamak kolaylaşır.

Kendi bakış açımızın, kendimizin farkında olursak, kendimizi anlatmamız çok daha kolay olacağı gibi, kendinin farkında olmak; karşımızdakinin bizim gibi olmadığı gerçeğini anlamamızda da faydalı olur. Farklı bakış açılarının farkına varmak, dinlemeyi, anlamayı, uzlaşmayı ve ortak nokta bulmayı beraberinde getirir.