Teknolojinin baş döndürücü bir hızla geliştiği dünyamızda, insan hayatı bir yandan her gün daha konforlu hale gelirken, diğer yandan daha büyük risklerle de karşı karşıya kalıyor...
Tarihte çok kere yaşanan ve her seferinde insanlığın büyük bölümünü silip süpüren bulaşıcı hastalıkların ne kadar ciddi bir konu olduğunu, henüz içinden tam olarak çıkamadığımız pandemi sürecinde hepimiz yaşadık!
Yine tarihte çok sık yaşanan ve bugün de maalesef  örneklerini gördüğümüz savaşlar, gelişen teknoloji doğrultusunda artık çok daha yok edici bir hâl aldı.
Teknolojik gelişmelerin, silah sanayinin yanı sıra bir diğer çok büyük olumsuz etkisi, şüphesiz çevreye verilen tahribat. Çocukluğumuzdan itibaren duyageldiğimiz 'ozon tabakası inceliyor' gerçeğinin alt başlıklarına baktığımızda, daha ucuz ve hızlı sanayileşme doğrultusunda dünyanın hızla 'yaşanmaz' bir hale getirildiği birçok örnekle görüyoruz.
Gelişmiş ülkeler, özellikle 19. ve 20. yüzyıllarda vahşi sanayileşmenin sonucu olarak büyük oranda tahrip edilen çevreyi en azından bu haliyle korumak için çok büyük paralar harcıyor. Bu durum beraberinde üretim maliyetlerini belki çok artırıyor ancak insanlığın bekası için dünyanın daha fazla kirletilmemesi çok büyük önem taşıyor.
Gelişmekte olan veya gelişmemiş ülkelerde ise malesef daha fazla üretim, daha fazla kazanç uğruna her ne kadar sözde 'çevre duyarlılığı' olsa da  pratikte büyük katliamlar yaşanıyor.
Türkiye'de kimi vahim olaylar ve karşı tepkilerle sık sık gündeme gelen çevre duyarlılığının, giderek daha fazla önem kazanması ve mevzuatlarda kalmayıp uygulamaya geçilmesi çok sevindirici bir gelişme.
Dünyayı dedelerimizden miras değil, torunlarımızdan emanet aldık! Çocuklarımız ve torunlarımızdan aldığımız çok değerli bir emaneti nasıl koruyorsak çevreyi de öyle korumalıyız.
Gelelim Manisa örneğine...
Manisa'nın gelişen sanayisi hepimizi ne kadar gururlandırıyorsa, bu durumun can damarlarımız olan su kaynakları ve tarıma verdiği en küçük olumsuz bir etki de o oranda bizleri endişeye sevk etmeli.
Bir süredir Manisa Organize Sanayi Bölgesi'nde bazı fabrikaların siyanür ve benzeri zehirli atıkları çevreye yaydığı, bunun etkisiyle bazı işçilerin zehirlendiği ve çevreye dağılan bu zehirlerin çok daha büyük ve uzun vadeli zararlara neden olacağı tartışmaları gündemimizde.
Özellikle İYİ Parti Yunusemre İlçe Başkanı Tufan Akan'ın bu konudaki mücadelesi alkışlanacak düzeyde. Konuya herkesin siyaset üstü bakması ve olayı kesinlikle iktidar-muhalefet tartışmalarının bir boyutu haline getirmemesi gerekiyor. Aksi taktirde sorun çözülmez, daha da büyür...
Bir an önce herkesi tatmin eden adımlar atılmalı, benzer olayların tekrar etmemesini sağlayacak caydırıcı önlemler alınmalı.
Bu süreçte yaşanacak bir ihmal, eksik veya yanlış, yarın telefasi mümkün olmayan felaketlere kapı açabilir. Gerekli önlemleri almazsak, felaket kapımızı çaldığında yapacak hiç bir şeyimiz olmaz!