Bugün 3 Aralık Dünya Engelliler  günü. Bugünü kutlamak kendimce kutlamak doğru değil bugün  farkındalık oluşturma günü. Kaldı ki bir bireyin hayatını zorlaştıran belki mutsuz hissettiren engellinin kutlanacak bir yanı olmaması bu amacı dogrular nitelikte.
Gün engeli olanı anlamanın empati kurma günü gerçi sadece bir güne mahsus olmamalı bu düşünce.  Hayatın her anını  her dakikasını bu bilinçle yaşamalıyız.  Üzülerek söylüyorum ki  bizim toplumumuz engelli rampasına aracını park eder , toplu taşıma araclarindaki engellilere ayrılan yeri işgal eder. Ve daha nicesi...

Engellinin karşılığı doğuştan veya sonradan  fiziksel ve  zihinsel rahatsızlık nedeniyle  kısıtlanan kişi demek. Peki gerçekte engelli bu mu ?

Elinde olmadan yürüyemeyen mi engelli  yoksa tüm imkanları var iken iki adım atmaktan üşenen mi ?

Engeline rağmen hayatın her anına dahil olup başaran mı engelli yoksa hiçbir sağlık sorunu olmayan torpile sırtını dayayan mı?

Örnek verirsem Tokat'ta doğuştan ortopedik engelli   Tıpta Uzmanlık Sınavı'nda (TUS) başarı göstererek 15 bin doktor arasından 136'ncı olan Dr. Sare Aydın engelli değildir. Engelli olan doktor olmadığı halde ameliyatlara girip insanların hayatıyla oynayan o kişidir.

Engelliler, onları görünce sadece şükür ettiğiniz kişiler değil. Bu davranışınız onların yaşamına hiçbir katkı sağlamadığı gibi sorunları da çözmüyor.  Onlara destek vererek , hayatlarını kolaylaştırarak mutlu edebiliriz. Her insan bir engelli adayıdır. Engelli rampasına aracını park etme! Toplu taşıma araçlarında onlar için ayrılan  yeri işgal etme! Görme engelli vatandaşların yürüyüş yolundan giderek onları engelleme ! Son olarak engelli insan yok engellen kişi var. Empatini kur hayatlarını kolaylaştır...