Her gün binlerce vatandaşın gidip geldiği Manisa-İzmir arasındaki yolun toplu ulaşım ücreti, son zamla 35 TL'ye yükseldi. Yani 'hadi bugün şöyle bir İzmir'e gidip gezelim' demenin sadece kişi başı yol maliyeti 70 TL.

Öğrenciler için durum daha da vahim; hergün bu yolu gidip gelen binlerce öğrenci var. Çok yakın olduğu için Manisa'da oturup İzmir'de okuyan veya İzmir'de oturup Manisa'da okuyan üniversite öğrencileri her gün tam 66 TL yol parası ödemek zorunda.

Kaba taslak bir hesapla, ayda 22 gün okula giden bir üniversite öğrencisi günlük 66 TL'den aylık yaklaşık bin 500 TL'yi yola harcayacak. Devletimizin öğrenciye verdiği öğrenim kredisi 850 TL. Yani yol parası öğrenim kredisinin neredeyse iki katı! Peki bu gençler diğer masraflarını nasıl karşılayacak?

Hayat pahalılığı, her geçen gün daha dayanılmaz bir hal alıyor. Elektronik eşyaların veya zaruri olmayan bazı ihtiyaçların pahalılanması durumunda 'kullanmayız olur biter' diyeceğiz ama en zaruri ihtiyaçların maliyetlerinin katlanarak artması karşısında ne yapabiliriz?

Çocuğumuzu beslemek zorunda olduğumuz süt ve  yumurta veya göndermek zorunda olduğumuz okulun ulaşım maliyeti ne kadar artarsa artsın karşılamak zorundayız.

'İki şehir çok yakın. İzmir'i yaz, evden gider gelirsin, kalacak yer masrafı da olmaz' diyen dar gelirli Manisalı bir baba, her ay üniversitede okuyan çocuğunun ulaşım maliyetine bin 500 TL harcarsa diğer ihtiyaçlarını nasıl karşılar?

Düşündükçe bunalıyor, bunaldıkça düşünüyoruz. Bir kısırdöngü içindeyiz adeta...

Tam bu noktada, toplu ulaşım ücretlerinin minimum seviyede tutulması ve herkesin zaruri ulaşım ihtiyaçlarını karşılayabilmesi yönünde kapsamlı bir devlet politikasına acilen ihtiyaç duyuluyor.

İnşallah ya akaryakıt fiyatları bir an önce düşer ya da bu konuda başka formüller bulunur...