Son yıllarda sanayinin hızla büyümesiyle iç göç, Ortadoğu coğrafyasındaki savaşlar nedeniyle de dış göç alan kentlerden biri olan Manisa, bu durumun olumsuz sonuçlarıyla baş etmeye çalışıyor. Yoğun göç alan mahallelerde, uyuşturucu başta olmak üzere çeşitli konulardaki  suç potansiyelinde artış var. Manisa’da uyuşturucu bataklığına saplanan iki gencin biri iyi, biri kötü biten hikayeleri, yaşanan sorunun vehametini ortaya koyuyor.

 Manisa Manşet Gazetesi, küresel tehlike ‘uyuşturucu’ ile ilgili Manisa ölçeğindeki araştırmasını sürdürüyor. Uyuşturucu tehlikesi daha çok şehrin kenar  bölgelerinde, dar gelirli insanların yaşadığı, gecekondulaşmanın yoğun olduğu mahallelerde yaşanıyor. Kentin kuzey bölgesinde ve demir yolu güzergahının üst bölümünde yer alan mahalleler, genel olarak bu tanımlamaya uyuyor. Türkiye’nin tüm bölgelerinden göç eden farklı kültürdeki insanların yaşadığı bu mahallelere, son yıllarda çok sayıda Suriyeli, Iraklı ve Afgan kökenli insan da göç etti. Bu mahallelerde işsizlik de hat safhada.

 17 YAŞINDAKİ B. ARKADAŞ KURBANI OLDU

  Bu mahallelerin birinde muhtarlık yapan Z. G., son yıllarda uyuşturucu kullanımının hem arttığını, hem de yaş oranlarının düştüğünü vurguluyor. Mesela, mahallede yaşayan 17 yaşındaki B., Y. adlı bir arkadaşının sık sık evine gitmeye başlar. Uyuşturucu satıcısı olan Y.’nin anne ve babası, B.’ye ilgi gösterir, çeşitli ilaçlarla onu sakinleştirir! Bir süre sonra B. okulu bırakır, uyuşturucuya başlar. B. ailesinin tüm ısrarına rağmen tedaviyi kabul etmez. 12 yaşında uyuşturucuya başlayan bir kız çocuğu ise annesi, öğretmeni ve Yeşilay sayesinde 1.5 yıllık çalışmayla bu illetten kurtulur.

AİLELER BİLİNÇLENDİRİLMELİ

Evinin bahçesinde kenevir ve esrarla yakalandılar Evinin bahçesinde kenevir ve esrarla yakalandılar

 Muhtar Z. G., asayiş sorunlarının sık yaşandığı mahallede en büyük sorunun insanlar arası sosyal uyumsuzluk olduğunu belirtiyor. Z. G., “Sık sık ailelerden, şüpheli kişiler ve araçlarla ilgili ihbarlar geliyor. Biz gerekeni yapmaya çalışıyoruz ama bunu risk altında yapıyoruz. Çünkü çeteler var ve canınıza dahi kast edebilirler. Ama korkmamak lazım, çünkü bu çok önemli bir görev. Aileleri bilinçlendirmek için hem asayişle, hem narkotik şubeyle işbirliği içindeyiz. Özellikle okullarda öğrencilere ve velilere verilen eğitimler çok önemli. Aileler ne kadar bilinçlenirse mahallede o kadar duyarlılık artar ve suç oranları azalır” diyor.

KULLANIM YAŞI 6. SINIFA DÜŞTÜ

 Uyuşturucu kullanım oranının arttığını, kullanma yaşının ise düştüğünü belirten muhtar Z. G., “Uyuşturucu madde kullanımı 6. sınıfa kadar düştü. Çocuklar birbirinden görüyorlar, özeniyorlar, cahil cesareti de olunca buna kalkışıyorlar. Uyuşturucu ile hem aile içinde mücadele edilmeli, hem de kötü niyetli insanlara karşı caydırıcı olunmalı. Bu nedenle bilinçlendirme çalışmalarında çok daha fazla insana ulaşılmalı, ailelere psikolojik destek verilmeli. Güvenlik önlemleriyle de çetelerin gözü korkutulmalı. Ayrıca kanunlardaki boşluklar doldurulmalı. Mesela bir kişinin üstünde belli bir miktara kadar uyuşturucu çıkınca ‘sadece kullanıcı’ olarak kabul ediliyor ve az ceza alıyor. Ya da satıcı olarak tutuklandığındı, bu işi eşi veya başka bir yakını yapıyor. Bunun önüne geçmek gerekiyor” diye konuşuyor.

  OKULU BIRAKTI, EVE UĞRAMIYOR

 Z. G.’nin anlattığı 17. yaşındaki B. örneği, mahallede uyuşturucu bataklığına saplanan gençler için çarpıcı bir örnek. Babasıyla bir türlü anlaşamayan ve aile içinde gerekli ilgili göremeyen B., mahallede tanışdığı Y. ile kısa zamanda samimi oluyor. Ardından Y.’nin evine gitip gelmeye başlıyor, Y.’nin anne babasından büyük ilgi görüyor. Kendisine ‘can sıkıntını giderir’ denerek bazı haplar veriliyor. Alışkanlık yaptığında ise bu ilaçların çok pahalı olduğu, bunları alabilmesi için başkalarına satması gerektiği söyleniyor. Kendi ailesi durumu fark ettiğinde artık iş işten geçiyor. B. tüm ısrarlara rağmen okuduğu liseyi bırakıyor ve eve pek uğramamaya başlıyor. B.’nin ailesi durumu ilgili kurumlara bildiriyor, çocuklarının bağımlılıktan kurtulmasını istiyor. Ancak B. bir türlü ikna edilemediği için tedavi başlayamıyor.

  ÖĞRETMENİN DİKKATİ ÇOCUĞU KURTARDI

 Mutlu sonla biten bir dramın kahramanı ise yine bu mahallelerden birinde yaşayan 12 yaşındaki bir kız çocuğu. Babası cezaevinde olduğu için annesiyle birlikte yaşayan çocuk, içine kapanıklığı ve değişik tavırlarıyla okulda rehberlik öğretmeninin dikkatini çekiyor. Öğretmeni, çocukla görüşmeler yapıyor, yaşadığı sorunları öğrenmeye çalışıyor. Ardından Manisa Yeşilay yöneticileriyle irtibata geçiyor. Birlikte Yeşilay’a gidiyorlar, yöneticiler çocuğa bir anne-baba şefkatiyle yaklaşıyor ve Yeşilay Danışma Merkez (YEDAM) devreye giriyor.

  ÇEVRE DEĞİŞİNCE, KURTULMAK KOLAYLAŞIYOR

 Yaşadığı sorunu algılayan ve bundan kurtulmak isteyen çocuk, YEDAM’a gidip gelmeye başlar. Bir süre sonra bilinç düzeyi yükselir ve Yeşilay günüllüsü olarak çalışmaya başlar. Diğer yandan kendisini uyuşturucuya alıştıran çevreden kurtulmak ister ama bu kolay olmaz. Bunun üzerine annesi Manisa’dan taşınmaya karar verir, başka bir kente göç ederler. Çocuğu uyuşturucuya alıştıranlar ona ulaşamaz. Arkadaş çevresi değişen çocuk, farklı bir hayata adım atar. O kentteki  YEDAM yetkilileri çocuğa ulaşır, arınma süreci orada da devam eder. Yaklaşık 2 yıllık süreç sonunda uyuşturucu madde bağımlılığı tamamen biter.

BÜYÜK ÇOĞUNLUK TEDAVİYİ KABUL ETMİYOR

 Manisa’da son bir yıl içerisinde uyuşturucu madde kullananların yakınlarından ilgili kurumlara birçok ‘tedavi’ talepli başvuru yapıldı. Ancak bağımlı kişilerin büyük çoğunluğu, yakınlarının ısrarlarına rağmen tedaviyi kabul etmedikleri için bu gerçekleşmedi. 24 yaşındaki M. A. ve 22 yaşındaki A. G. tedaviyi kabul edince Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi bünyesinde kurulu olan AMATEM’de yatılı olarak, 22 yaşındaki F. Y. ise ayakta tedaviye edilmeye başlandı. Buna karşılık S. B.(42), N. Ç.(24), O. S.(32), İ. K.(33), P. G.(22), M. Y.(23) V. A.(41), B. K.(17), M. K.(22), Y. Ç.(38), ve S. Y.(21) tedavi olmaya ikna edilemedi. Bunların yanı sıra Manisa genelinde yüzlerce başvuru yapıldı.