Kadının konumu insanlık tarihi boyunca tartışılan en önemli konulardan biri. Tarihin hangi dönemine ve coğrafyasına bakarsanız bakın, kadının toplumdaki yerinin o toplumun her anlamdaki gücüyle doğru orantılı olduğunu görürsünüz.

Erkek egemen zihniyetin hakim olduğu; kadının ezildiği, değersizleştirildiği ve erkeğin fiziki gücü altında sindirildiği toplumlar geri kalmaya mahkumdur.

Bugün dünyanın gelişmiş ülkelerindeki en temel ortak paydalardan biri kadın erkek eşitliğinin varlığı ve kadının her konuda kendini tam olarak ifade etmesidir. Geri kalmış ülkelerde ise bunun tam tersi durumlar her gün yaşanmaya devam ediyor.

Son günlerde İran'da yaşanan ve onlarca kişinin ölümüne neden olan olayların sebebi de kadınlara yönelik baskılar. Başörtüsünü düzgün takmadığı iddiasıyla gözaltına alınan ve sonrasında işkence sonucu hayatını kaybettiği iddia edilen 22 yaşındaki Jîna Mahsa Emînî'ye yapılanlara sadece İran'daki adalet ve özgürlük yanlıları değil tüm dünya isyan ediyor.

Kadına baskının din kökenli olduğu, hele de İslam'da kadının ezildiği yönündeki ağır bir ön yargı bugün ne yazık ki tüm dünyada etkili durumda. Bunun en büyük sebebi de İslam'ı kendi siyasi çıkarları için kullanan, din bezirganlığıyla toplumları kontrol altına almaya çalışan bazı geri kalmış Müslüman ülkelerin yöneticileri.

Oysa ki İslam dini kadını yüceltmiş, kadının da erkek gibi tüm haklara sahip olduğunu tüm insanlığa ilan etmiştir. Peygamber Efendimiz, kadına özgü olan 'annelik' kavramının, "Cennet annelerin ayakları altındadır" diyerek olabilecek en yüksek seviyede olduğunu vurgulamıştır.

İslam'daki tesettür anlayışını, kadına yönelik bir baskı aracı olarak kullanmak en başta İslam'a aykırıdır. Kur'an'da kadın için de erkek için de helal dairesi içinde en geniş çerçeve çizilmiştir. Bu kurallara uymak kul ile Allah arasında olan bir konudur. Bir erkeğin veya kadının nasıl giyinmesi gerektiği kanunların işi değil, akıl ve mantık çerçevesinde herkesin kendi bileceği iştir.

Türkiye gibi İslam'ı demokrasiyle özdeşleştiren ülkelerde kadınlar istediği gibi giyinebiliyor ve toplumun her alanında söz kahibi olabiliyor. Zaten bu durum, yazının başında vurguladığım gibi medeni bir toplum olmanın da en önemli koşullarından biri.

Peki Türkiye'de de sıkıntılar yok mu, tabiki var. Geleneklerden ve eğitimsizlikten kaynaklanan nedenlerle kadınların halen önemli bir kısmı  kendilerini tam olarak ifade edemiyor. Eğer bir gün her bir kadın özgür iradesiyle kendini ifade edebilir ve kadın erkek eşitliği tam olarak sağlanabilirse, o gün bizim de muasır medeniyet düzeyinde olacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.