Simon Kuper'in "Futbol Asla Sadece Futbol Değildir" adlı ünlü kitabında, futbolun politika ve çeşitli kültürlerle ilişkisi konu edilir. Bir çok kavram, tıpkı futbol gibi sadece kelimenin sözlük anlamına sığdırılamaz. Haber de bu kavramlardan biri...

Bir gazetecinin yaptığı ve birçokları için sıradan görülebilecek bir haber, kimileri için hayati önemde olabilir. Kitlelere duyurduğunuz bir bilginin, ilgili kişilere veya kitlelere güzel sonuçları olabileceği gibi hiç hesapta olmayan çok kötü neticeleri de olabilir. Bu nedenle gazetecilerin ve birçok okuyucu-dinleyici-izleyicinin sıradan 'haber' olarak gördüğü bilgiler, kimi zaman bir haberin çok ötesindedir.

Dün Manisa'daki yerel gazetelerin neredeyse tamamının manşetinde, bir televizyon kanalında yapılan sıradan bir haberin ne tür kötü  sonuçlara ulaşabileceği uyarısı vardı. Haber, üzümlerin mazota batırılarak kurutulduğu yönündeki saçma sapan bir iddiayı içeriyor. Buna tepki gösterenler de doğal olarak üzüm üreticileri ve sektörün önemli temsilcileri.

Söz konusu haberi izledim. Bir muhabirin, "Bugün ne haber yapsam acaba?" diye ünlü bir kuruyemişçiye girmesi ve kuruyemiş çalışanının şeytani bir fikirle açık ürünler yerine kendi imal ettikleri paketli ürünleri pazarlama gayretinden doğmuş büyük ihtimalle.

Haberi yapan kanal ve ünlü kuruyemişçi belli ama burada onları zikretmeye gerek yok. Kuruyemiş firmasının yetkililerinin muhtemelen haberi bile yok olaydan, televizyon kanalı yöneticilerinin de. Ancak kanal yönetimin ciddi sonuçları olması muhtemel bir haberi yayın süzgecinden geçirememeleri büyük bir kabahat.

Haber özetle şöyle: Ünlü bir kuruyemiş firmasının çalışanı, kurutulan ürünlerde birçok sahtekarlık yapıldığını, özellikle üzüm ve kayısının kurutulurken daha parlak görünmesi için mazota batırıldığını ileri sürüyor. Muhabir bu iddiayı doğru bir bilgi gibi alıyor ve sokaktaki vatandaşlara, "Üzümün mazota batırılarak kurutulduğunu biliyor muydunuz?" türü bir soru soruyor. Vatandaşlar haklı olarak şaşırıyor, kızıyor. Kimileri bir daha kuru meyve yemeyeceğini söylüyor.

Haberin sonunda, firma çalışanı vatandaşlara açık kuruyemiş almamalarını önerdiklerini söylüyor ve "Ambalajlı ürün almalarını temenni ediyoruz" diyor. Yani bir temenninin hayata geçmesi için yüz binlerce üzüm ve kayısı üreticisini karalıyor!

Peki sözkonusu iddia acaba paketli ürünler için de geçerli değil mi? Veya mazota batıranlar ardından paketlemeyi akıl edemiyor mu? Bu soruların cevabı arada kaynıyor. Kaldı ki paketsiz ürünler 'daha parlak görünmesi' için mazota batırılıyorsa, neden en paketli ürünler daha parlak görünüyor?

Bilinçsizce, belki de kötü niyetle ortaya çıkan bu haber ister istemez tüm kurutulmuş meyve üreticilerini kızdırdı. Çünkü ortaya atılan iddia yenilir yutulur cinsten değil. Düşünsenize meyveler parlak görünsün diye mazota batırılıyormuş! Bu iddia sadece iç piyasayı değil, Türkiye'nin söz sahibi olduğu uluslararası kuru üzüm piyasasını da olumsuz etkiler. Gerçi ihraç ürünlerde çok büyük denetimler var ama dedikodular maalesef tüm toplumlarda bilimsel verilerden daha çok iş yapıyor!

Öncelikle haberin yayınlandığı televizyon kanalının, 'özel dosya' adıyla abartılı şekilde verdiği bu haber için tüm kuru meyve üreticilerinden özür dilemesi gerekir. İlgili firma çalışanı ve muhabire de bir yaptırım uygulanmalı bence.

Vatandaşları çeşitli konularda bilgilendirmek tabii ki her medya kuruluşunun ve uzmanların görevidir. Ancak sonu nereye varacağı belli olmayan, geniş kitleleri karalayan iddia içerikli haberler televizyon ekranında veya gazete sayfasında durduğu  gibi durmuyor.

Unutulmamalı ki, haber asla sadece haber değildir!