Her inancın ve toplumun değerlerinden süzülerek gelen nice güzel gelenekler olduğu gibi; birçoğu yokluktan, çaresizlikten ve cehaletten kaynaklanan anlamsız ananeler de bu  topraklarda süregeliyor... Özellikle taşlardan, ağaçlardan, türbelerden medet ummayı içeren gelenekler toplumda çok ciddi bir itikat erozyonunun göstergesi...

         Her yıl dünyanın çeşitli coğrafyalarında baharın gelişi olarak kutlanan, İslam coğrafyasında ise bazı kesimlerin Hz. Hızır ile Hz. İlyas'ın buluştuğu gün olduğuna inandığı Hıdırellez Bayramı'na ilişkin birçok gelenek de ne yazıkkı dinle hiçbir ilgisi olmayan hurafelerle dolu...

         Mesela Manisa'da Spil Dağı eteklerinde yer alan bir binanın kalıntıları Hacet Dede Türbesi adıyla öteden beri her Hıdırellez'de ziyaretçi akınına uğruyor. Ziyaretçiler, ne yazık ki Anadolu'da birçok yapı ve ağaca atfettikleri 'sonsuz güç ve kudret sahibi' payesini bu yıkıntıya ve içinde yattığına inandıkları şahsa da verdikleri için, nice dileklerde bulunuyor! Velev ki o yıkıntıların içinde gerçekten Hacet Dede adında bir şahıs yatıyor. Hacet Dede, kimin hangi hacetini giderebilir?

         Din alimleri duanın sadece Allah'a yapılabileceğini, onun dışında bir şeye dua etmenin şirk olduğunu vurgulayadursun, adeta bir puta taparcasına cansız şeylerden medet umma, dilek dileme, adak adama gibi cahiliye devri adetleri devam ediyor...

         Kısa süre önce Hacet Dede Türbesi denen yıkıntıların  aslında Saruhan Bey’in 1300’lü yıllarda fethettiği Manisa'da yaptırdığı ilk mescit olduğu ortaya çıkmıştı. Bu konudaki kişisel çabaları nedeniyle İl Kültür Müdürü İbrahim Sudak'ı tebrik etmek gerekiyor. Sudak, kısa süre önce de mescidin yeniden aslına uygun yapılması projesinin başlamasına ön ayak oldu.

         İnşallah kısa sürede mescit yeniden yapılır ve ibadete açılır; hem bu yıkık binaya çaput bağlayıp dilek dileme görüntüleri sona erer, hem de Manisa tarihinin ilk mescidi yeniden hayat bulur...