“Bugün bir adım atmayanın, yarın nasıl koşacağını düşünmesi ona üzüntüden başka bir şey veremez.” demiş, Dale Carnegie. Bu nedenledir ki artık düşünüp durmaktan ziyade hareket geçmenin vaktidir.

Aylardır bir kitap fikri vardı aklımda. Yani kitap yazmayı düşünüyordum. Arkadaşlarıma da söyledim. Kitap yazacağım, aklıma müthiş şeyler geliyor; konusu şöyle olur, şöyle başlarım, şöyle sonlandırırım. Bittiğinde mükemmel olur. Peki başladım mı? Tabii ki hayır. Ama çok düşündüm, birkaç bişeyler yazdım başlarda ama öylece kaldı.. Eyleme dökülmeyen her düşünce stres oluşturur. Başlamak için ataleti yenmen şart. Motivasyon yani eylem enerjisi öyle durup dururkende gelmez. Yaptıkça, yol aldıkça, ilerledikçe, başardıkça oluşur. Şimdilerde kendime başla devamı gelecek, harekete geçmek için mükemmel şartları bekleme, mesleğinin yoğunluğunda akışta ilerlemen gerek diyorum.

Mükemmel şartları beklerseniz, bir ömür boyu bekleme riskini de alırsınız.

İnsanın sadece ilk adımı atmakla ilgili sorumluluğu var. Şems-i Tebriz’in kırk kuralından yirmincisinde dediği gibi: “Yolun sonunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.” Şems bunları 1200’lü yıllarda söylemiş, 1900’lü yılların henüz başlarında Atatürk’ün söylediği şu söze bakar mısınız?  “Şans en çok hareket edenden yanadır.”

Harekete geçmek için neyi bekliyorsun? Beklediğin fırsatlar asla gelmeyecek.. Çünkü ihtiyacın olan tek şey bütünüyle kendinsin! Tek başınasın ve ayaktasın, bu yeterli değil mi? Aslında gereken her şeye sahipsin.. Elindekilerle yola çık, sahip olduğun şeyi kullan! Yapabildiğini yap! Tüm varlığın buna bağlıymışçasına hareket et! İşte o zaman içindeki gücü tekrar hissedeceksin. Koşullar asla mükemmel olmayacak. Çünkü mükemmellik, senin tek bir hareketinle başlayacak. O halde, şimdi başla! Harekete geç!