Merhum Cem Karaca'nın bir şarkısı var dilimde: Çok Yorgunum... Mırıldanıyorum kendi kendime; 'beni bekleme kaptan...' diye.
Mevsim sonbahar; üzerimde bir yorgunluk, bir duygusallık ve bir kendimle baş başa kalma arzusu...
Sık sık tefekküre dalarım bu mevsimde. Ağaçlardaki dallarından sararıp düşen yapraklar misali olduğumuzu hatırlarım. Bir fırtınaya denk geldiysek eğer, zor ve meşakkatli bir hayat süreceğimizi, yok sakin bir dönemse yaşadığımız yer ve zaman, usul usul ineceğimizi toprağa...
'Diğerleri mevsim, sonbahar sanattır' demişler.
Sadece görüntüsüyle değil, insanı içine aldığı nice duygularla da bambaşka anlamlar içerir sonbahar.
Kopuşları, ayrılışları, bitişleri ve aslında her şeyin sonlu olduğunu en naif şekilde anlatır bize. Ama baktıkça, gördükçe, düşündükçe anlayabiliriz; yüzümüze haykırdığı bu gerçekleri.
Değilse bir karınca veya sincap da bilir kışın geldiğini ve hazırlık yapmak gerektiğini. Hoş, çoğumuz bunun bile farkında olmayız. Hayatımızın 'kış' mevsimleri için kaçımız son baharlarımızda hazırlanırız?
Sonbaharın sarılı, turunculu, eflatunlu renkleri bana nedense haz duyduğum bir hüzün duygusu verir. Bu haz ve hüznün buluşması, sevdiklerinizden ayrılacağınız ama mutlu olacağınız bir yere gedirkenki yolculuğa başlama seronomisinde yaşanan duygudur aslında.
Büyük ayrılış da böyle olsa gerek. Mevlana'nın Şeb-i Aruz, yani 'buluşmu gecesi' niye nitelediği ölüm, bu dünyada her ne kadar 'büyük ayrılış' gibi görünse  de, varılacak yerdeki 'büyük buluşma'nın yanında çok küçük kalacaktır...
Tabi bu durum hayatın ve ölümün anlamını anlayanlar, en azından anlamak için bir hayat yaşayanlar için geçerli olur sanırım.
Kalemimden çıkan bu karmaşık duyguların sebebi, birkaç saat önce aldığım bir ölüm haberi olsa gerek. Genç yaştaki bir meslektaşımı, yıllarca birlikte çalıştığım bir mesai arkadaşımı, yakın bir dostumu kaybettim...
Bir süre önce de ortak bir dostumuzu, ağabeyimizi kaybetmiştik. Bu amansız hastalığı nedeniyle ortak dostumuzun ölümünü konuşamamış, ortak olan acıyı paylaşamamıştık. Acının üstüne bir başka acı geldi şimdi...
Kendimi yorgun hissediyorum bu sonhabar gününde. Dalından kopmuş nereye, nasıl ineceğini kestiremeyen sarı bir yaprak misali...