Ne güzel demiş Ahmet Ümit; ‘Uyum güzelliktir. Uyum, suyun özelliğidir. Su, sabrın simgesi, istiridyenin yurdudur. Su olmasaydı, inci de olmazdı. Sabırlı ol ki istiridye gibi inciler yapasın.’ 

Binlerce yıl önce, ilk insan ilk inciyi muhtemelen deniz kıyısında yemek ararken keşfetmiştir.

Eski Mısırlılar incilere kendileriyle gömecek kadar değer vermiştir. Markus Antonius ‘tan bir bahis kazanıp bütün bir ülkenin varlığını bir öğünde yutabilmek için, Kleopatra’nın tek bir inciyi bir kadeh şarap içerisinde eritip içtiği rivayet edilir.

Eski Roma’da inciler zenginlik ve sosyal statünün en üstün simgesi olarak kabul edilmiştir. Grekler ise inciyi rakipsiz güzellik, aşk ve evlilik ilişkisi dolayısıyla çok değer vermişlerdir.

Rönesans, Avrupa kraliyet saraylarının inciler içerisinde yüzdüğüne tanıklık etmiştir. İncilere çok değer verildiğinden dolayı, çok sayıda Avrupa ülkesi asil sınıf dışındakilerin inci takmasını yasaklayan kanunlar çıkarmıştır. Avrupa’nın Yeni Dünya’ya yayılışı sırasında, Orta Amerika sularında inci bulunması, Avrupa’nın servetine servet katmıştır. Ne yazık ki denizde yetişen değerli taşlara yönelik açgözlülük ve zaaf, 17 yüzyılda bütün Amerikan inci istiridyesi popülasyonunun tükenmesine yol açmıştır.

1916 yılında ünlü Fransız kuyumcu Jacques Cartier, değerli iki inci kolye karşılığında New York’un ünlü Beşinci Caddesindeki mağazasını almıştır.

Bugün inci yetiştiriciliğinin ilerlemesi ile, inciler herkes tarafından alınabilmekte ve bulunabilmektedir. Kültür incileri doğal incilerle aynı özellikleri paylaşmakta olup canlı istiridyeler tarafından yetiştirilmektedir. Tek fark insan tarafından gerçekleştirilen az miktardaki teşviktir.

İnci; beklemenin, korumanın, değer bilmenin ve gizemin sonucunda doğanın bize sunduğu çok özel bir taş. İstiridye veya midye, kabuklarından içeri sızan mikroorganizmaları, kum tanelerini vb. şeyleri bir tehdit olarak algıladığı için bunları “incinin annesi” adı verilen sert, katı, güçlü ve parlak yapıdaki sedef minerali ile sarmaya başlar. Zaman geçtikçe daha çok sedef ile kaplanan bu yabancı madde en sonunda parlak ve sert bir taşa dönüşür. İşte bu taşa inci denir. 2 ila 15 yıl arasında oluşur. Farklı renklerden oluşur ve her rengi özel bir anlam içerir. Beyaz= sağlık, Fildişi= mutluluk, Sedef= sevgi, Siyah= bilgelik. En zor bulunan siyah incidir. Bundan dolayı en değerli odur. Bilgelik kadar değerli.

Bu değerli taş sabrın, şefkatin, estetiğin, sağlığın, mutluğunun, bilgeliğin ve sevginin simgesi; kadınların vazgeçilmez mücevheri haline gelmiştir.