Bir hikaye ile başlayalım bu hafta yazımıza;

"Yılanın biri ateş böceğinin peşine düşmüştü.

Onu tam yemek üzereyken ateş böceği,

“Sana bir şey sorabilir miyim?” dedi.

Yılan:

“Aslında kurbanlarımın sorularını cevaplamam, ama bir istisna yapıp sana

izin vereceğim.” dedi.

Ateş böceği sordu:

“Sana bir şey mi yaptım?”

“Hayır.” dedi yılan.

“Senin besin zincirine mi dahilim?” diye sordu ateş böceği.

“Hayır.” dedi yine yılan.

“O halde niçin beni yemek istiyorsun?” diye sordu.

“Işığını görmeye dayanamıyorum da ondan.”

dedi yılan...

Bugün aslında insanlığın içine düştüğü durumu özetlemekte değil mi?

İyilik yap çıkarı vardır derler, yardım et vardır bir sebebi derler işte hasetlikte buna derler...

Haset, kalpte bulunan ve insanı kötülüklere sürükleyen en önemli hastalıklardan birisidir ki, en çok da dost ve akraba geçinenler arasında görülür.

Haset duygusu gelip geçici olabileceği gibi, bazı insanlarda müzmin bir hastalık halindedir. Böyleleri için başkasının elinde bulunan her nimet rahatsız edicidir.

Ateş böceğinin ışığı gibi ışıklarını saçan var ve olacaktır.

Yaratılıştan bugüne Habil ve Kabil misali dünden yarına da devam edecektir...

Sermayemiz ateş böceği misali anlatmak, öğretmek, iyilikler ve güzellikleri ışık gibi saçmak olsun bırakın yılanlar çıkacak engelleyecektir,durdaracaklar fakat hiçbir zaman yılan kazanmayacak...

Selam ve Saygılarımla