Dünyada ve Ülkemizde oldukça sık tüketilen bize göre kırk yıl hatırı olan ve keyif verici bu güzel içeceğin son yıllarda tüketim zamanına vurgu yapılıyor.

Kahve keyif vermenin ötesinde zihinsel performansı arttırdığı, metabolizmanın hızını desteklediği, bağırsakları yumuşattığı, potasyum, niasin, magnezyum, mangenez gibi mineralleri içeren dolayısıyla antioksidan işlevi görmesiyle de  bilinen milli bir içecek. Ancak  aşırı tüketimi  düzensiz ya da hızlı kalp atışlarına, uykusuzluğa, anksiyete bozukluğuna, mide rahatsızlıklarına, tansiyon yükselmesine, vitamin ve mineral kayıplarına neden olabiliyor. Bu olumsuz etkileri daha çok içerdiği kafeinden dolayı olduğu için genel olarak günde ortalama 300-400 mg kafein alımı  güvenli kabul ediliyor. Fakat son çalışmalar bu miktarların bile tolere edilebilmesinin kişiden kişiye değişiklik gösterdiğini belirtiyor. Ortalama olarak bir fincan kahvede (kahvenin çeşidine göre değişebilir) 80 - 200 mg kafein içeriyor. Bununla beraber çay, yeşil çay, enerji içecekleri, kola ve kakaoda da kafein olduğu biliniyor.

Genel bir bilgiden sonra kahveyi günün hangi saatinde içelim konusuna gelelim. Bildiğiniz üzere vücudumuz “Sirkadiyen Ritim” denen biyolojik bir saate sahiptir. Vücudumuzda gerçekleşen süreçler bu saate göre   düzenleniyor. Uyku ve uyanma zamanı, melatonin ve kortizol hormonu salgılama bu saat ayarına göre gerçekleşiyor. Kortizol hormonu bizi uyandıran ve uyanık kalmamızı sağlayan hormonuz ve sabah 08.00-09.00 saatlerinde en üst seviyeye çıkıyor. Vücudumuzun doğal uyandırma mekanizması  olan  kortizol sabah saatleri dışında  öğle 12.00-13.00 ve öğleden sonra  17.30-18.30 arasında da yine üst seviyelere doğru yükseliş gösteriyor. Kortizolun üst seviyelerde olduğu  bu saatlerde kahve içmenin sakıncalı yanı araştırmalara göre, kafeinin etkisini oldukça azaltması ve bu maddeye karşı bağışıklık geliştirdiği yönündedir. Dolayısıyla bu saatlerde içtiğiniz kahve sizi canlandırmaya yetmiyor ve sürekli içmeye sevk ediyor.

Bir araştırmaya göre yatmadan 6 saat önce içilen kahvede kafein etkileri hissedilmese bile uykuyu etkilediği belirtiliyor. Kişiler uykuya geçmekte zorluk çekmese bile yatmadan hemen önce, yatmadan üç saat önce ve yatmadan altı saat öncesine kadar çeşitli zamanlarda tüketilen kafeinin uykuyu böldüğü bulunuyor. Bir başka çalışmada ise uyumadan üç saat önce alınan kafeinin vücutta biyolojik saati bir saat kadar geriye aldığı bildiriliyor. Uyku döngüsünün bozulmasıyla birlikte biyolojik saatin de bozulması kalp hastalıkları ve Alzheimer gibi nörolojik hastalıklarla ilişkilendiriliyor.

Dolayısıyla hem sirkadiyen ritminizi bozmamak hem de uykunuzu kaliteli alarak vücudunuzun kendini yenilenmesini istiyorsanız sabah saat 10 ile öğlen vakti yani 13:00’ dan maksimum  17:30’a kadar olan aralık kahve içmek için en uygun saatler gibi  görünüyor.

İçtiğiniz kahveler şifa olsun, afiyetle kalın…