Önceki yazılarımda, hem ana başlıklar olarak, hem de kronik hastalıkları anlatırken uykunun ne denli önemli olduğunu vurguladım. Artık uykunun sadece “ dinlenme “ dönemi değil, vücudumuzun “ yenilenme “ dönemi olduğunu biliyoruz.

Önceki yazılarımda, hem ana başlıklar olarak, hem de kronik hastalıkları anlatırken uykunun ne denli önemli olduğunu vurguladım. Artık uykunun sadece “ dinlenme “ dönemi değil, vücudumuzun “ yenilenme “ dönemi olduğunu biliyoruz.

Yeni keşif: Çok yakın zamanda beyinde zararlı maddeleri  boşaltan özel bir sistem olduğunun gösterilmesi, bilim dünyasında çok büyük heyecan yarattı. Bu yüzden kalitesiz bir uyku uyumak, yalnız ertesi gün bizi yorgun ve sinirli yapmaz, bu sistemin çalışmasını bozacağı için kronik hastalıklara zemin hazırlar. Peki, nasıl kaliteli bir uyku uyuyabiliriz ? Öncelikle kişilerin uyku yapısında genetiğin çok önemli olduğunu belirteyim. Ancak genetik olarak kalitesiz uykuya programlanmış olsak bile, yaşam tarzı değişiklikleri ile bunu değiştirmek olası.

Biolojik saat ve Taş devri insanı:  Beynimizde sanki gerçek bir saat gibi tıkır tıkır işleyen biolojik bir saat var ve bu saate göre bir gün aslında 25 saat. Taş devri insanı günde iki kez uyurdu, ancak modern çağlara gelindikçe çalışma koşulları nedeni ile de bu pek mümkün olmadı. Yemekten sonra üzerimize bir ağırlık çökmesi, yalnızca yediğimiz yemekten  değil, biolojik saatimizin alarm vermesinden kaynaklanıyor. Eğer imkan varsa öğlen 15 dakika şekerleme yapmak, günün kalanı için zindelik sağlar. Yine imkan varsa 90 dakikalık bir uyku, tüm döngüleri kapsayacağından doping etkisi yaratır. Ama gün içi 15-90 dakika arası uyku bizi biraz sersemletecektir.

Uyku  döngüsü ve karanlık mağara deneyi : Kaliteli uykunun en önemli sırrı, aynı saatte yatıp kalkmayı ( istisnai durumlar harici) alışkanlık haline getirmektir. Çünkü biyolojik saatimizin ayarı çok çabuk bozuluyor, tamiri de oldukça zor oluyor. Yıllar önce bir grup öğrencinin karanlık bir mağarada günlerde tutularak yapıldığı deney ( Deneye katılanlar için yorucu olsa da) uyku döngüsünü anlamamızı sağlamıştır.

Doğru bilinen yanlışlar: Büyüklerimiz “Yatağa aç girmeyin” derdi. Oysa uyku tıbbı ile uğraşanlar nerede ise yarı aç yatmamızı, çok acıkırsak yalnızca meyve, yoğurt, süt gibi besinleri almamızı öneriyorlar. Çok sıkı giyinerek yatma alışkanlığından bir önceki yazımda söz ettim, rahat ve ince giysiler giyip, serin ve sessiz bir odada mevsime göre bir yorganla yatmak doğru olur. Bir de çocuklarımızı karanlıkla korkutmayalım! Hemen her yaşta hafif ışık olmadan uyuyamayan kişiler var. Oysa kaliteli uyku bir için zifiri karanlık şarttır, aydınlıkta yeterli saatte uyusak bile melatonin hormonu yeterli düzeyde salgılanamayacağı için bağışıklık sistemimiz bozulacaktır.

Uyku düşmanı kafein: Hepimiz akşama doğru alınan kahvenin uykuyu kaçırdığını biliriz, ama kola ve enerji içecekleri de benzer oranda kafein içerir. Akşam yemeğinin yanına kolayı koymayalım, yemekten sonra çay keyfi yapacaksak da çayımız çok açık demlensin.

Alkol ve sigara : Alkol almak uykuya dalmayı kolaylaştırsa da, uyku kalitesini bozar. Akşam içilen tek bir sigaranın bile toplam uyku süresini 50 dakika azalttığını biliyor muydunuz? Bu zararlı alışkanlıklardan tamamen kurtulamıyor isek bile, azaltmaya çalışmalıyız.

Önümüzde hafta içi eksik  kalan uyku borcumuzu ödeyebileceğimiz bir haftasonu var.

Kaliteli uykular ve güzel yaşamak dileği ile…