Sıkıntıları tamamen yok edemeyiz, hayat dertsiz olmaz. Bir sınav sürecindeyiz ve mümin bu sınavın gerektirdiği hazırlığı yapmakla yükümlüdür. Hayat, dünya ve ahiret bir bütün olarak görülmelidir. Ahirete iman ve Rabbimize bağlılık insana huzur verir. Allah’ı zikretmek huzurdur.

Kur’an’da yer alan bir ayette yüce Allah(cc) şöyle buyurmaktadır;

" …bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’ın zikriyle mutmain olur (Allah’ı anmakla sükunet bulur). " (Ra’d, 13/28) Bu ayette, bizlere Allah’ı zikir etmekle, anmakla sakinleşeceği ve mutmain(inanmış olan kimse anlamına gelmektedir) olacağı ifade edilmiştir.  

Allah insanı, kendisini tanıması için yaratmıştır. Allah’ı tanımak aynı zamanda kulun kendi hakikatinin yansımasıdır. Marifetullah insanların üzerine en önemli farzdır. İnsan, en üstün mertebe olan bu marifete ancak kalbiyle sahip olabilir. Kalp kendi hakikatini bildiğinde onu sever, mutlu olur ve O’na ibadet eder. Bu marifetullah lezzetidir.

Kalp, mutluluğun ya da mutsuzluğun hissedildiği yerdir. Kalpte mutluluk, insan Allah’a yakın olduğu zaman, mutsuzluk da Allah’tan uzaklaşınca ortaya çıkar. Bunun en bariz göstergesi Asr-ı Saadet’tir. Bütün sıkıntılara rağmen saadet asrı denme sebebi, Allah’a en yakın olunan bir zaman dilimi olmasıdır.

Bizleri var eden, yol gösteren, doğrudan muhatap olan, bize bizden yakın olan gönlümüzde taht kuran Yüce Mevla’mızın bize yakın olduğunu, her halimizi bildiğini ve dile getirmediğimiz içimizdeki dilekleri bildiğinin bilincinde olmak bizim için en büyük güç ve umuttur.

Allah’a giden yol kalpten geçer. Diğer uzuvlar ise kalbe tabidir. Onlar kalbin çalıştırdığı alet ve vasıtalardır. Ustanın aletini kullandığı gibi kalpte diğer azaları öyle çalıştırır ve kullanır. Kalp bu mutluluğu yaşarken uzuvlara nur olarak dağılır ve ibadet olarak ortaya çıkar. Gerçekte Allah’a isyan eden de itaat eden de odur. Onun zulmette veya nurda kaldığını , dışarıya yansıyan iyiliği ve kötülüğü gösterir.

İbadetlerimi ve davranışlarımız kalbimizin meyvesidir. Kalpte ne varsa dışarıya o yansır.

Hz. Enes’ten rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber Efendimiz (sav) şu duayı çok yapardı: "Ey kalpleri çeviren Allah'ım! Kalbimi dinin üzerine sabit kıl!" Ben (bir gün kendisine): "Ey Allah'ın Resulü! Biz sana ve senin getirdiklerine inandık. Sen bizim hakkımızda korkuyor musun?" dedim. Bana şöyle cevap verdi: "Evet! Kalpler, Rahman'ın iki parmağı arasındadır. Onları istediği gibi çevirir." (Tirmizî, Kader 7) “Hayır! Kalpleri evirip çeviren Allah'a yemin ederim.” (Buhari, Tevhid 11) “Kalp Rahman'ın (kudret) parmaklarından ikisi arasındadır. Onu dilediği gibi evirip çevirir.” (Müslim, Kader 3)

Gazali’ye göre kalbin sürekli değişimi kalpteki iki kuvvetin (melek ve şeytan) sürekli bir mücadele içerisinde bulunmasıdır. Bu iki kuvvet, şeytandan gelen vesveselerle, melekten gelen ilhamlardır. İnsan her ikisine de meyillidir. (bk. İhya, 3/46-48)

Hadis-i Şerif’ten dualarla bitirelim.. Ey kalpleri yönlendiren Allah’ım! Kalplerimizi sana itaate yönelt!” (Müslim, Kader 17. Ayrıca bk. Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 168) Ey kalpleri hâlden hâle çeviren Allah’ım, kalbimi dinin üzere sabit kıl. (Tirmizî Dua Bölümleri 125)