Senden sana bir yol var. Kimsenin bilmediği. Sadece sana özel..

Kendi hayatının başkahramanı olduğunun farkında olarak yaşa ölüm ansızın gelebilir. Ki öyle olacak zaten.. Hayat bir yolculuk ise sen kendi hikayenin başkahramanısın, bunu bil ve farkında yaşa.. Her birimiz fragmanı olmayan bu dünyanın figüranlarıyız.. Kendi hikayeni kendin yaz ve seni sen yapan şeylere odaklan..  Sen kimsin? Ne için geldin bu dünyaya? Ve şuanda ne yapıyorsun? Doğru düşünmek, doğru anlamak, doğru yaşamak, doğru konuşmak ve doğruyu güzel konuşmak; anlayışlı ve anlaşılır olmak, doğru dua etmek nasip olsun her hepimize inşallah. Bana hayat nedir deseler imtihan der susarım.. Peki imtihan nedir? deseler, Allah’ın her birimizin geçmiş gelecek şu anda neyi ne için yaptığımızı bildiği, olmuş ve olacak her şeyi bildiği için bizim için en doğru olanı göstermesidir. Olan ve olmayan her şeyde Allah’ın bir hikmeti olduğunu bilmek ve olan olmayan her şeyin bir şeyler öğretmek için bana geldiğini bilmektir imtihan. Bize düşen çok şükür ve çok sabır fikrimce.. Hayatın sırrı bu diye düşünüyorum. Bir yerde okuduğum en güzel cümle: ‘ Bir şey istediğinizde Allah kalbinize o mührü vurmuştur. O istemeden siz isteyemezsiniz bile..’

Suheyb b. Sinân er-Rûmî -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Mü’minin hayranlık verici bir hali vardır ki, onun her işi hayırdır. Bu hal, müminden başka hiç kimsede bulunmaz. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.»  
[Sahih Hadis] - [Müslim rivayet etmiştir]

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- müminin hayranlık verici hali olduğunu açıklamıştır. Çünkü onun ahvalinde ve dünyadaki davranışlarında hayır, başarı ve kurtuluştan başka bir şey yoktur. Bu hayır müminden başka kimse için değildir. Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah Teâlâ'nın, müminin her halini hayır olarak takdir ettiğini haber vermiştir. Kendisine darlık ve sıkıntı isabet ettiğinde Allah'ın takdirine sabreder, Allah'tan gelecek ferahlamayı bekler ve ecrini Allah'tan bekler. Bu da onun için hayırdır. Ona ilim, salih amel gibi dini, hanım, çocuk ve mal gibi dünyevi nimetten bolluk isabet ettiğinde ise Allah'a şükreder. Bu, Allah -Azze ve Celle-'ye itaat etmekle olur. Mümin, Allah'a şükreder ve bu, onun için hayır olur.