Hızla büyüyen kentlerdeki aşırı tüketim ve mekânların hoyrat kullanımı, doğal çevreyle beraber yapılı çevrenin de bozulmasına yol açıyor. Çevre sorunları artık solunan havayı, içilen suyu, ekilen toprağı kirletmenin ötesine geçmiş bulunuyor. Kentsel mekânları sorumsuzca kullanmanın sebep olduğu kirlenmeden hava, su, toprak gibi doğal çevre yanında, yapılı çevre ve yerleşimler de payına düşeni alıyor. Cadde ve sokaklar, kültür ve sanat anıtlarını sergileyen meydanlar, kentin algılanmasını zorlaştıran çirkinliklerle kirletiliyor. Binaların cephelerinde, hayati öneme sahip donatılarda ve kent mobilyalarında kullanılan malzemelerin doku, form ve renklerindeki uyumsuzluklar yaşam kalitesini zayıflatan çirkinlikler oluşturuyor.

    “Çirkinlik” ve “güzellik” görelidir ve bakış açısına göre değişebilir. Fakat, genel bir bakışla, görme alanına girdiği biçimiyle, ölçülerindeki uyum ve denge hoşa giden ve zevk veren görüntüler güzel kabul edilir. Buna karşılık hoşa gitmeyen ve rahatsız eden görüntülerin ise çirkin olduğu söylenir. Görsel kirlilik, kentsel fiziki çevrenin, insan eliyle doğal çevreye uyumsuz hale getirilmesi ve insanı rahatsız edici görünüm almasıdır. "Görüntü kirliliği" ve genelde "çevre kirliliği" çoğu zaman birbirine bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, sadece görüntü kirliliği alanında alınan önlemler, estetik kentsel mekânlar oluşturmak için yeterli değildir. Her şeyden önce, yapılı çevre ve açık alanların plan, tasarım ve peyzajının, bütüncül bir bakış açısıyla, ahenk, uyum ve denge içinde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

       Estetik değeri yüksek olan kentsel mekanlar, içinde yaşayanlara ve dışarıdan gelen ziyaretçilere zevk, heyecan ve şehri keşfetme duygusu verir. Düzenli ve güzel görünümlü şehirler, ruh ve beden sağlığına katkı sağlar, insana güvende olduğunu hissettirir. Kentlerin beğenilmesini sağlayan kültür zenginlikleri ve estetik özellikleri, yaşayanları mutlu eder ve şehirlerine karşı aidiyet duygusu oluşturur. Kentler, insanların sadece biyolojik ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayan fiziki yapılardan ibaret değildir. Aynı zamanda psikolojik ve entelektüel taleplerine de cevap veren, estetik ve sanat yönü olan tasarımlardır. Görüntü kirliliği, kentlerin tarihi yerleri olmak üzere genel mimari manzarasını ve peyzajını bozduğu ve bunun da kültürel belleğin ve bilincin zayıflamasına neden olmaktadır.

        Kentin mimari dokusunu ve estetik görünümünü bozan görsel kirlilik, önemli bir çevre sorunu olmasına rağmen, 2872 Sayılı Çevre Kanunu’nda görsel kirliliğin önlenmesine ilişkin hüküm bulunmamaktadır. Kanunda hüküm bulunmayınca, bu kanunun uygulanmasını düzenleyen Çevre Denetimi Yönetmeliği’nde de doğal olarak görüntü kirliliğinin önlenmesine ilişkin bir hüküm yer almamıştır. Kentlerde, hukuka aykırı olarak ortaya çıkan görüntü kirliliğini önlemek öncelikle belediyelerin görevidir. Ancak belediye kanunları da görsel kirliliğine oldukça dar bir açıdan bakarak, sadece “ticari tabela ve levhalar kirliliği” olarak değerlendirmektedir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15. maddesine göre belediyeler, “reklam panoları ve tanıtıcı tabelalar konusunda standartlar getirebilirler” 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 7. maddesine göre ise, “belediyeler ilan ve reklam asılacak yerleri ve bunların şekil ve ebadını belirleyebilir.” Belediyeler, kanunun tanıdığı yetkiye dayanarak, cadde, meydan, çarşı ve sokaklara ilan ve reklam asılacak yerleri ve bunların şekil ve ebadını kentsel tasarım planlarına uygun olarak düzenleyebilir. Reklam panosu ve ticari levhaların belediyenin koyduğu tasarım kriterlerine uygunluğu zabıta tarafından denetlenir ve kriterlere uymayanlar hakkında mevzuatta öngörülen idari ceza ve yaptırımlar uygulanır.

     Yasaların kent yönetimine tanıdığı yetki ve görevler, kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla uygulanırsa şehirlerde çirkinlik oluşturan görüntüler kaldırabilirler. Belediyelerin elinde bunu gerçekleştirmeye uygun oldukça geniş araç ve imkân vardır. Kentimizde yıllardır var olan ve işlevi bakımından “reklam panosu” olarak kullanılan alanlar dışında kent aydınlatmalarına bağlanan reklam be bilgilendirme panoları ve afişler, kentin yaya kullanım alanlarının işgali ile birlikte 5216 sayılı büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 7. Maddesinde belirtilen kriterlere ve denetimlere uyulmaksızın her yerde kentin yüzünü kirleten görüntü kirliliğine sebep olmaktadır.

     Görüntü kirliliği azaldıkça, kenti algılamak kolaylaşır, değerli yapılar, sanat eserleri ve peyzaj fark edilir. Düzenli, güzel ve temiz görüntü insanlara huzur ve mutluk verir. Kentin çekiciliğini artıran kentsel mekanlarda çevreyi algılama ve yol bulma kolaylaşır. Düzensiz kentleşme ve görüntü kirliliği ise insanda, bedensel ve ruhsal travmalar doğuran olumsuz etkiler bırakır.