Kentleşme, mekân olarak kentleri ve özne olarak bireyleri/toplumları etkileyen ve onlardan etkilenen bir süreçtir. Bu süreçte kentlerin konut alanları, ticari mekânları, açık ve kapalı kamusal mekânları değişikliğe uğramış, bu değişiklikten toplumların üretim ve tüketim biçimleri, yaşam tarzları ve kültürel pratikleri doğrudan etkilenmiştir. Özellikle büyük kentlerde, kentleşmenin ilk yıllarından başlayarak günümüze kadar en büyük değişikliklerin gözlendiği mekânlar arasında, “tarihî kent merkezi”, “eski kent merkezi”, “tarihî kent içi alan” ya da “tarihî kentsel alan” gibi farklı şekillerde adlandırılan alanlar yer almaktadır. Tarihleri kentlerin kuruluşuna kadar götürülebilen merkezler, pek çok tarihî ve kültürel miras unsurunu barındırmakta; bu sebeple de kentsel sit alanı” statüsüne girmektedir. Ayrıca tarihî kent merkezleri, doğal ve kültürel miras unsurlarını barındırmasının yanında kentli için ticari, toplumsal ve kültürel imgeleriyle bir kamusal alan işlevi görmektedir. Yaşadığımız kentin tarihi dokusunun en çok hissedildiği Manisa Arastası;(Eski Çarşı) “Tarihi kent merkezi” veya “tarihi kent içi alan” statüsünde kentlerin kent kültürü, kent imgesi, kent markalaşması süreçlerinin temelini oluşturan mekânsal bütünlük olarak değerlendirmeliyiz.
       Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından 2015 yılında başlatılan cephe sağlıklaştırma projesinin üç kısımlık çalışmanın birinci kısmı ile 202 dükkan tarihi görünümünü kazanarak, 2021 yıl sonu başlayan restorasyon çalışmalarının Manisa Büyükşehir Belediyesi ve Şehzadeler Belediyesi’nin iş birliği ile devam etmesi bölgenin özgün somut mirasının korunması açısından önemli adımdır. Kültürel ve tarihî mirası barındırması dolayısıyla kent ve kültürel miras Manisa Arastası, kentsel koruma yaklaşımlarında öncelikle somut miras unsurlarının korunması gerçekleştiriliyor olsa bile tek yönlü kentsel koruma; somut olmayan kültürel mirası ve geleneksel etkilerin korunması sağlanarak fiziki yenilemenin ötesinde kültürel bir yenileme süreci olarak da değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum.
      UNESCO tarafından 2003 yılında kabul edilen Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’nde somut olmayan kültürel miras; “toplulukların, grupların ve kimi durumlarda bireylerin, kültürel miraslarının bir parçası olarak tanımladıkları uygulamalar, temsiller, anlatımlar, bilgiler, beceriler ve bunlara ilişkin araçlar, gereçler ve kültürel mekânlar” şeklinde tanımlanmaktadır. 2003 tarihli Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’nin sadece miras unsurlarını değil kültürel mekânları da korumaya dâhil etmesinden hareketle, aktarım işlevi güçlü olan geleneksel zanaatların ve el sanatlarının varlığını korumak, desteklemek ve geliştirmek Tarihi Manisa Arastasının turizm odaklı işlevini de geliştirecektir. 
       “Mekânın, insansız ve kültürsüz korunamayacağının anlaşılmasının” bir sonucu olarak Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi; mekânı koruma altına alırken kültürel mirasın da korunmasını hedefler ve bu mekânı “kültürel mekân” şeklinde tanımlamaktadır.
        Manisa Arastasında devam eden “yenileyerek koruma” odaklı canlandırma yaklaşımlarının mekân, kültür ve insan ilişkisini göz önünde bulundurularak tarihi çarşıya geleneksel zanaatlar ve el sanatları mekanlarının teşviki kentin “Kültürel mekân” çeşitliliğinin artmasına katkıda bulunacaktır.
      Ülkemizde Kent merkezinde kültürel bir imge olarak değerlendirilen çarşılarının ve geleneksel mesleklerin canlandırılmasına yönelik pek çok uygulama yapılmıştır. Gaziantep tarihî kent merkezi, Ankara’nın Hamamönü semti, Karabük Safranbolu, Eskişehir’in Odunpazarı ilçesi’nde hayata geçirilen geleneksel meslekler ve zanaatlar, yemek kültürü, şenlik veya ritüeller gibi kültürel unsurların imge hâline geldiği çeşitli uygulamalar ve canlandırma çalışmaları hem kent için önemli bir turizm noktası hâline gelmiş hem de kültürel unsurların aktarımı mekânsal kurguyla birlikte düşünülmüştür.
      Mekânın canlandırılmasının çok yönlü bir süreç olduğu ve kültürel yönün eksik kalması durumunda hem kentsel korumanın hem de somut olmayan kültürel mirası korumanın kapsayıcılığından ve başarısından söz etmenin mümkün olmadığı söylenebilir. Kentlerde kentsel korumanın temel şartlarından biri hâline gelen yenileme ve alt başlık olarak yeniden canlandırmanın sürdürülebilirliği; ekonomik, çevresel ve toplumsal yönlerin yanında yerel halkı, yaşam biçimlerini ve kültürlerini merkeze alan uygulamaların geliştirilmesi ile mümkündür.