Her yıl 28 Mart-3 Nisan tarihleri arasında Kütüphaneler Haftası'nı kutluyoruz. Her Kütüphaneler Haftası'nda kitap ve okumanın önemine ilişkin mesajlar verilir, toplum olarak çok az okuduğumuza işaret edilir ve gelişmiş bir ülke olmanın kitap okuma oranlarıyla doğru orantılı olduğuna ilişkin veriler paylaşılır...

            Kitap okumanın gelişen teknoloji karşısında artık daha da zorlaştığını belirtmek gerekir. Teknolojiye hiç birimizin itirazı olamaz; artık hayatımızın her yerinde. Bu sayede her türlü bilgiye hızlı ve kolayca ulaşabiliyoruz. Ama ne yazık ki, teknoloji çoğumuzun kitap okuma alışkanlığını olumsuz yönde etkiliyor..

            Kitap okuma alışkanlığının tüm teknolojik gelişmelere direnmesi gerikor.  Çünkü kitap okumak sadece kültür seviyesini yükseltmekle kalmaz, sabit ve yanlı düşüncelerden de uzaklaştırır. Kişi okuyarak olaylara objektif bakabilme kapasitesine de sahip olur...

            Teknoloji ile birlikte kütüphaneler dijitalleşti, kitaplar e-kitap programlarına sıkıştırıldı. Birde sosyal medya var tabi… Çocuklara küçük yaşta kazandırılması gereken okuma alışkanlığı da sosyal medya ve oyunlarla buna engel olmakta. Yani birçok etki okuma alışkanlığını etkileyebiliyor. Bu da gençlerin bilgisiz ve bir konuda yorum bile yapamayacak duruma getiriyor...

            Bir de bunların gölgesinde tozlu sayfalar var. Tozlu diyorum çünkü kitaplara dokunmak gerek. Sosyal medya ve oyun gibi bağımlılıklar kütüphaneye zaman ayırmayı engelliyor.  Kitaplara dokunmayı engelliyor. Türk İslam Medeniyeti tarihte önemli kitaplar bırakmış, kütüphanelere önem vermiştir. Böyle bir medeniyetin nesli okumuyor ve araştırmıyor...

            Kütüphanelere gitmeli ve kitaplara dokunmalıyız. Dokunduğumuz her sayfa yeni bir heyecan ve yeni bir arayışa itecektir hepimizi... Kalın Sağlıcakla