Manisa'nın Alaşehir İlçesi'nde Türkmen, Baklacı, Akkeçili, Selce, Tepeköy, Ilgın ve Işıklar mevkiinde yapılması planlanan 6 jeotermal enerji santrali (JES) projesine verilen 'Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu' kararı mahkeme tarafından iptal edildi. Manisa 2. İdare Mahkemesi, ÇED Raporunda birçok eksikliğin bulunduğuna işaret ederek kararın hukuka aykırı olduğuna karar verdi.

Alaşehir'de birinci sınıf tarım arazisi, üzüm bağları ve mera vasfındaki bölgede toplamda 6 JES ile 91 adet kuyunun faaliyet göstermesini öngörün proje bir süredir bölgedeki vatandaşların en büyük sorunu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen ÇED olumlu kararına büyük tepki gösteren bölge halkı, santrallerin devreye girmesiyle hem tarımın biteceğini hem de kendilerine yaşam hakkı tanınmayacağını belirterek çeşitli eylemler yaptı ve seslerini duyurmaya çalıştı.

Alaşehir Ziraat Odası konuyu bir süre önce yargıya taşımış ve ÇED raporunun iptalini istemişti. Yapılan başvuruyu değerlendiren Manisa 2. İdare Mahkemesi, ÇED Raporunda birçok eksikliğin bulunduğu sonucuna vardı ve 'ÇED olumlu' kararının hukuka aykırı olduğuna hükmetti. Projelerin çevresel etkileri ve etki alanına ilişkin belirlemelerin ÇED raporunda tam olarak ortaya konulmadığı belirtilen mahkeme kararında, Jeotermal akışkanların kontrolsüz olarak yüzeyüstü su kaynaklarına boşaltılmasından kaynaklanabilecek yüzey ve yeraltı sularının kirlenmesiyle toprak kirlenmesinin olacağı, bu durumdan tarımsal alanların etkileneceği ifade edildi.

BÖLGE BİRİNCİ SINIF TARIM ARAZİSİ

Evrensel Gazetesi'nin haberine göre, açılan davada dar bir alanda 6 adet JES kurulması ve işletilmesinin planlandığı, bölgedeki birinci sınıf tarım alanlarının, üzüm bağlarının bulunduğu, JES’lerin tarıma ve sulara zarar vereceği dile getirilmişti. Proje alanının Alaşehir Çayına çok yakın olduğunun belirtildiği dava dilekçesinde projenin inşaat ve işletme aşamasında çevresel etkileri ve alınacak önlemlerin yetersiz olduğu, nihai ÇED raporunda kümülatif etkinin değerlendirilmediği gibi bir dizi gerekçe daha ileri sürülmüştü.

BİLİRKİŞİLER OLUMSUZ GÖRÜŞ VERDİ

Dilekçede, “JES’lerin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin bilimsel olarak ortaya konulması karşısında 110 adet yeni jeotermal tesis kurulmasının insan sağlığı üzerinde çok büyük bir risk oluşturacağı” da iddialar arasında yer alıyordu. Bakanlık ise savunmasında dava açan Alaşehir Ziraat Odasının dava ehliyetinin bulunmadığı, ÇED Raporunun usulün uygun olduğu ileri sürülmüştü. Uyuşmazlığın çözümü içen mahkeme tarafından atanan bilirkişilerin hazırladığı raporda da ÇED Raporundaki birçok eksikliğin yanı sıra JES projelerinin tarım, sulama, sağlık ve çevre açısından sakıncalarına dikkat çekilerek ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu’ kararının uygun olmadığı görüşü mahkemeye iletildi. Bilirkişi raporuna yapılan itirazları reddeden mahkeme heyeti oybirliği ile aldığı kararında JES projelerine verilen ÇED Olumlu Kararlarını iptal etti.

ÇED İPTAL KARARININ GEREKÇELERİ

Mahkeme heyeti kararına özetle şu gerekçeleri dayanak olarak gösterdi:

Projelerin çevresel etkileri ve etki alanına ilişkin belirlemelerin ÇED raporunda tam olarak ortaya konulmadığı,

Jeotermal kaynak sularının yöredeki bitki örtüsüne, canlılara ve tarım sektörüne önemli bir çevresel etkisinin olup olmayacağı, daha sonra açılması planlanan santral ve üretim aşamasının, kısa orta ve uzun vadede yer altı ve yerüstü her türlü tarım alanlarına vereceği fiziki, kimyasal ve biyolojik zararların olup olmayacağına ilişkin alınacak önlemler ile ilgili açıklama, bilgi ve önerilerin bulunmadığı/yetersiz olduğu,

TARIMSAL ALANLAR ETKİLENECEK

Jeotermal akışkanların kontrolsüz olarak yüzeyüstü su kaynaklarına boşaltılmasından kaynaklanabilecek yüzey ve yeraltı sularının kirlenmesiyle toprak kirlenmesinin olacağı, bu durumdan tarımsal alanların etkileneceği,

Jeotermal atık suların yüksek miktarlarda tuz, ziraat için zararlı maddeler, fiziksel zehirli maddeler ve su kirliliği yapan maddeler içerebildiği, bu yüksek derişimlerin hem kullanılan yüzey ve yeraltı suları için hem de toprak için tehdit oluşturduğu, buna rağmen söz konusu kirletici unsurların önlenmesi ile ilgili yeterli bir açıklama, inceleme ve değerlendirmenin ÇED raporunda bulunmadığı,

MASKİ’den çalışmalara yakın takip MASKİ’den çalışmalara yakın takip

ALTERNATİF  YER ARAYAŞI YAPILMAMIŞ

Ruhsat alanı, sondaj alanları ve çevresinin dikili tarım arazisi olduğu, alanın doğal yapı bütünlüğünün bozulmadığı sondaj yapılması planlanan parseller ve çevresinde herhangi bir sanayi yerleşimin olmadığı, sondaj alanları ve çevresinin tümünün tarım dışı kullanımlara çıkarılamayacak mutlak tarım arazisi ve dikili tarım arazisi sınıfında olduğu,

ÇED raporunda alternatif yer arayışına ilişkin herhangi bir açıklama ve değerlendirme bulunulmadığı,

ÇED raporunda sistemden salınacak gazların etkileri ve önlenmesi konusundaki açıklamaların yetersiz olduğu, söz konusu etkinlik toz ve duman çıkaran bir etkinlik olup bu kapsamda toplamda 6 JES ile 91 adet kuyunun faaliyet göstereceği dikkate alındığında bacalardan havaya verilen gazların alandaki tarımsal topraklara, sulama sularına ve tarımsal ürünlere zarar verme potansiyeli bulunduğu, bu durumun kamunun yararına olmadığı,

İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ ANALİZİ EKSİK

ÇED raporunda test sularının yönetimiyle ilgili mühendislik olarak uygulanabilir bir yöntemin sunulmamış olduğu,

Bölgede yapılmış akademik çalışmada, hava kalitesi ölçümleri sonucunda rahatsız edici boyutta H2S varlığının tespit edildiği göz önüne alındığında, bölgede gerçekleştirilecek yeni JES Projelerinin devamı konusunda karar vermeden önce bütünleşik izleme çalışmalarının yapılması gerektiği,

Çevresel etkileri ile birlikte, iş sağlığı ve güvenliği açısından da risklerin değerlendirilmesinin ve analizinin eksik olduğu,

ÇED raporunda jeotermal sularda bulunan kuyu sondajı, deşarjı ve üretim aşamasında açığa çıkacak bazı ağır metal ve çözülmüş minerallerin yer altı ve yer üstü sularına verecekleri zararların tam olarak değerlendirilmediği,

AĞIR METALLERİN ZARARI DEĞERLENDİRİLMEDİ

Sondaj kuyularının tarım arazisinde bulunması nedeniyle bu ağır metallerin toprağa, bitkilere ve halk sağlığına zararlarının tam olarak değerlendirilmediği,

Proje alanındaki kuyu yoğunluğu dikkate alındığında sondaj çamurunun yoğun olarak kullanılacağı ve atık sondaj çamurlarının kirletici etkilerinin fazla olacağı, tarım arazilerine zarar vereceğinin göz önünde bulundurulmadığı,

‘Sismik Tehlike Analiz Raporu’na göre proje alanının çok ciddi deprem riski altında olduğu, jeotermal sistemlerinin yerlerini ve jeotermal kuyu lokasyonlarının kestirilmesi amacıyla jeofizik çalışmaların tespit edilmediği.