Kent fiziksel ve kültürel bir mekân bağlamında düşünüldüğünde, ona kimliğini kazandıran unsurların da çok yönlü olduğu anlaşılır. Kent kimliği, bir kentin kendine has tarihsel, siyasal, sosyal ve ekonomik gelişim sürecinde oluşan bir olgu olarak kent kültürü ile yakından ilgilidir. Bu nedenle kent kimliğinin özelliklerinden ve öneminden bahsederken kimlik – kültür ilişkisini göz önünde bulundurmak gerekir.        

          Kültür, bir toplumun ihtiyaçlarını karşılama biçimleri, kurum ve grupların, inanç ve geleneklerin oluşturduğu organik ve değişken bir bütün olarak kentin oluşmasında ve yaşam biçiminin şekillenmesinde büyük rol oynar. Kente ait somut ve soyut değerlerin birçoğunun üretim süreci olan kültür, toplumsal yaşamın sürdürüldüğü kentin temel bileşenidir. Dolayısıyla kent kültürünü oluşturan unsurlar, maddi ve manevi anlamda çok yönlü olmaktadır. Toplumların fiziksel, siyasal, ekonomik ve kültürel alanı olarak kentlerin hayatta kalması, kent kültürünün devamlılığının sağlanması ile yakından ilişkilidir. Kent kültürünü meydana getiren en önemli unsurlarından biri olan tarihsel mirasın sürdürülmesi bu noktada kentlerin devamlılığının garantisidir. Bir kente has niteliklerin canlı tutulması, söz konusu mirasın geçmişten geleceğe aktarılması ile mümkündür. Yaşayan bir organizma olarak kenti geleceğe taşıyacak temel unsur, kente kimliğini kazandıran kültürel etkileşim araçlarıdır.

              Kent kültürü toplumdan topluma değişiklik gösterdiği için kentin sahip olduğu tarihsel bilinç, kente özgü doğal güzellikler, gelenek ve görenekler, kentlilerin o kente mekânsal ve manevi anlamda yükledikleri anlam, kentin politik, ekonomik ve yerel yönetim anlayışı gibi pek çok faktör o kenti benzersiz bir alana çevirmektedir. Bu bağlamda kent kültürünün ve kimliğinin gelişmesine ve gelecek kuşaklara aktarılması noktasında somut birtakım faaliyetlerle katkı sağlayan belediyecilik anlayışı, kentlerin gelişen vizyonunda büyük pay sahibi olmaktadır. Kentlerdeki yaşam kalitesi ve sürdürülebilirliği sağlayarak kent kültürünün korunmasına hizmet eden bu anlayış, kentin özgün kimliğine kavuşmasında son derece etkilidir.

       Belediyeler, kentte yaşayan sakinler ile kent kültürü ve kimliği arasındaki bağı, kanunların kendilerine çizdiği çerçeve içerisinde ve verilen görevler/yetkiler kapsamında çeşitli hizmetler sunarak kurmaktadır. Dolayısıyla kent düzeyinde veya yerel nitelikte olan kültür sorunlarına dair en doğru ve yerinde kararları alabilecek kuruluş, sorunların nedenselliğine dair en çok bilgiye sahip olabilecek olan belediyelerdir. Belediyelerin kent kültürüne yönelik faaliyette bulunması hususunda, Büyükşehir Belediye Kanunu’nda belediyelerin görevlerine bakıldığında “kültür ve tabiat varlıkları ve tarihî dokuyu korumak; kent tarihi bakımından önem taşıyan mekânların ve işlevlerinin geliştirilmesine ilişkin hizmetler yapmak” şeklinde vurgu yapıldığı görülmektedir. Bu kapsamda Belediyeler, özellikle kent müzelerinin ve sanat galerilerinin açılması, kültür ve sanat şenlikleri düzenlenmesi, yerel özellikleri temsil eden folklor ekipleri kurulması gibi çeşitli kültürel başlıklarla birebir ilgilenmektedirler.Kent kimliği oluşumunun geçmişten geleceğe uzanan bir süreç olduğu düşünülürse, çağın getirdiği teknoloji ve yeniliklerin, belediyelerin faaliyetleri öncülüğünde kentin imzası niteliğindeki değerlerle entegre edilmesi, kimliksel öğelerin etkili şekilde korunmasını beraberinde getirecektir.

           Kenti ve insanı anlamak, diğer bir deyişle kentin anlam evrenine girmek bütüncül belediyeciliğin başarıyla uygulanması sonucu gerçekleşebilecektir. Bütüncül belediyecilik doğal, sosyal, kültürel, tarihi, iktisadi, siyasi, sanatsal ve entelektüel değerler üretir. Kentli ise hem katılımıyla bu değerlerin üretimine katkı sağlar hem de üretilen bu değerlerin tüketicisi konumundadır.