Tarih boyunca Gediz Havzası'nın bereketiyle müreffef toplumlara ev sahipliği yapan Manisa, neredeyse 700 yıldır Türk milletinin en önemli sancaklarından biri...

Öyle ki Osmanlı padişahları, biricik şehzadelerinin yetişmesi için en çok Manisa'yı münasip görmüş, burada yetişen şehzedelerden 7'si tahta çıkmış...

Milli mücadele yıllarında İzmir'le birlikte Yunan mezalimine maruz kalan Manisa, büyük yangında adeta yerle bir olmuş ve sonrasında küllerinden yeniden doğmaya çalışmış bir kent...

Bereketli toprakları nedeniyle toparlanması çok da zor olmamış. 1927 yılında yağ, kereste, zeytinyağı ve deri gibi alanlarda geleneksel karakterli 14 fabrikayla ilk sanayileşme adımlarını atmış. Sonraki yıllarda bir süre  İzmir'in gölgesinde kalsa da, limana yakınlığı ve coğrafi özellikleri nedeniyle sanayi için cazibesini hızla arttırmış...

Bu günlere geldiğimizde 6'sı faaliyette, 2'si inşaat halinde toplam 8 organize sanayi bölgesiyle Türkiye'nin en önemli sanayi üslerinden biri oldu. 500'ün üzerinde fabrika, her yıl 5 milyar doların üzerinde bir ihracat ve 100 binden fazla istihdam...

Manisa'da sanayiyi daha da cazip hale getiren unsurlardan biri de 4 yıl önce açılan Sabuncu  Tüneli. Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde ‘korkunç yol’ olarak nitelediği Manisa ile İzmir arasındaki Sabuncu geçidini 4 kilometrelik kısa ve düz bir yol haline getiren Sabuncu Tüneli, daha önce 45 dakika olan zorlu yolculuğu 15 dakikaya indirdi.

Artık Manisa'dan İzmir limanına ve dünyanın her yanına ulaşmak çok daha kolay. Bu durum zaman ve maliyet açısından ciddi avantajlar sağladığı için Manisa yatırım için daha da cazip bir hale geldi.

Dünyada yaşanan onca ekonomik krize rağmen Manisa'da fabrika çarklarının durmadan dönmesi, bu cazibenin açık göstergesi...