Pratik açıdan bir finansman müessesesi olarak faizsiz bankacılığın dünyada ilk uygulaması Mısır Arap Cumhuriyeti’ndeki Mit Gamr kasabasında, devlet başkanı Cemal Abdül Nasır döneminde bütün bankaların devletleştirilmesi akımına karşı alternatif olarak geliştirilen bir deneme sonucunda ortaya çıkmıştır.
Mısır köylüsünün tarımsal ve ticari ihtiyaçlarını karşılayan ve bunu yaparken “müteselsil kefalet” felsefesine dayanan, daha çok “venture-capital” (risk sermayesi) ile “para vakfı” karışımı özgün bir modelde çalışan bu kuruluşa “banka” sıfatının verilmiştir. Hem bankacılığı hem ticari ortaklığı yani kar ve zarar ortaklığını, hem
sigorta işlemlerini, hem takas işlemlerini, dahası “icar” yani kiralama faaliyetlerini bir arada ve
aynı zamanda hayata geçirmiş, kendine özgü, takdire şayan bir modeldir. Köy sandığı metoduyla faaliyet gösterdiği bilinen bu bankanın fikir babası Dr. Ahmed En-Neccar’dır. Aynı zamanda bankanın hissedarı
ve ilk idari personeli arasında bulunan söz konusu Mısırlı eski dışişleri bakanlığı memurunun iktisat geçmişi incelendiğinde, Alman ekonomi tarihinde görülen toplumsal kalkınma bankacılığına benzer prensiplerden etkilenmiş olduğu ve bunu, çağındaki ve coğrafyasındaki  İslami ekonomik ve kültürel öğelerle birleştirmeye çalıştığı dikkati çeker. Öte yandan, İngiliz hakimiyeti dönemindeki Hindistan’ın Müslüman bölgelerinde (bugünkü Pakistan vb.) görülen bazı kooperatif bankacılık uygulamalarının da dünyadaki ilk faizsiz finansman örnekleri arasında sayılması doğru olur. Modern anlamda faizsiz bankacılığın ortaya çıkması için sosyal, siyasal ve dini sebepler bulunmaktadır. Yukarıda ismi geçen İslam İktisatçılarının çalışmaları aslen bu ihtiyaçlara ve İslam Dünyasının kendi özüne uygun bir şekilde kalkınmasına cevap vermek amacıyla ortaya konulmaktadır. Fakat modern manada faizsiz bankacılığın ortaya çıkışı ekonomik sebeplerden kaynaklanmıştır. Bu sebeplerin en büyüğü de 1973 – 1979 petrol krizleri olarak kabul edilebilir. Petrol fiyatları 1985 yılına kadar kriz öncesi
döneme gerilememiş ve tüm bunlar diğer başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez’deki petrol ihracatçısı ülkelerin elinde muazzam bir birikime neden olmuştur. 73 Krizi’ne kadar ABD’de faizsiz cari hesaplarda
tutulan ve haklarında faizlendirildikleri ve gelirlerinin Hıristiyan Dayanışma Derneklerine dahi bağış olarak dağıtıldığı iddiası bulunan Arap ülkelerinin petrol paraları, kriz sonrasında ihraççı ülkelere akmaya başlamış ve bu paraların atıl kalmaması için yeni arayışlar meydana gelmiştir. Kral Faysal, kral olarak göreve başladıktan sonra bu hayalini gerçekleştirmek amacıyla başta Mısır, Suriye, Irak gibi ülkelerle diplomatik ilişkilerini geliştirmeye çalışmış, İslam ülkelerinin liderleri ile yaptığı görüşmelerin sonunda 1969 Rabat’ta ilk İslam Zirve Toplantısının gerçekleşmesini İslam Konferansı Örgütü’nün kurulmasını sağlamıştır.
1970-1980 arası dönemde İslam Ülkeleri’nin gelir ve birikimleri büyük tutarlara ulaşmış olsa da, bu ülkelerin dış ticaret fazlaları petro-dolar olarak nitelendirilen şekliyle gereken faizsiz bankacılık alt yapısının mevcut olmaması nedeniyle tam anlamıyla İslam Coğrafyasında değerlendirilememiş, İslam Ülkeleri’nin kalkınma ve gelişmesine gereken katkıda bulunmamıştır. Bu dönemde petrol zengini olmamakla beraber, doğal kaynakları ve insan gücü olan fakat yeterli sermayeye sahip olmadıkları için bu kaynakları değerlendiremeyen geri kalmış veya gelişmekte olan İslam Ülkeleri de bulunmaktaydı. Sermaye fazlası olan İslam Ülkeleri ile sermaye açığı olan İslam Ülkeleri arasında yapılacak bir iş birliğinin taraflar için olumlu sonuçlar verebileceği görüşü de faizsiz bankalarının kuruluşunda önemli
bir etken olmuştur. 1970’lerin başından itibaren İslam Konferansı Teşkilatı’nın yürüttüğü çalışmalar, İslam Ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkileri canlandırarak sermaye hareketliliğini hızlandırmak ve ortak çalışmayı gerçekleştirmek için yapılması gerekli çalışmaların en önemlilerinden birisi olan faizsiz bankalarının önemini daha fazla gün yüzüne çıkarmıştı.