Önceki yazılarımda karaciğer yağlanmasından bahsetmiştim. “NASH” dediğimiz de yine bir tür yağlı karaciğer hastalığıdır. Karaciğer yağlanmasının birden fazla türü vardır ve NASH basit karaciğer yağlanmasının ikinci evresidir. Yağlanma inflamasyon yani iltihaplanma ile birlikte görülüyorsa NASH adını alır. Ciddi bir hastalık olan  NASH aslında ismini  Non-Alkolik Steato Hepatit kelimelerinin baş harflerinden  alır. (Steato= yağ hepatit= karaciğerin iltihaplanması ) Karaciğerimizde hücre hasarı oluşturan bu hastalığın zamanla ilerlemesi siroz oluşumuna sebep olur.

Hekimlerimizin söylediğine göre, oldukça sinsi ilerleyen bu hastalığın çok belirgin bir belirtisi yok. Kendini iyi hissetmeme, karın bölgesinin sağ üst kısmında bir dolgunluk yada huzursuzluk, bazen de halsizlik  hissi oluşturabilen NASH için tanı konulmasını zorlaştırıyor. Oysa ülkemizde 3,8 Milyon NASH hastası olduğu ve  133 bin kişinin siroz oluşumunun  NASH hastalığına bağlı olduğu belirtiliyor. Belirtisi olmadığı için çok önemsenmeyen hastalıkta durum oldukça vahim…

KİMLERDE ORTAYA ÇIKAR?

 

Tam da burada konu yine sağlıklı ve dengeli beslenmeye geliyor. Çünkü NASH çoğunlukla yüksek şekerli ve yağlı beslenmenin yanı sıra hareketsiz bir yaşama sahip kişilerde ortaya çıkıyor. Obezseniz, insülin direnciniz varsa ya da  tip 2 diyabet  hastasıysanız, metabolik sendromunuz (diyabet, kolesterol yüksekliği, tansiyon gibi nedenlerin birkaçının bir arada bulunması) varsa ya da  karaciğer kan testleriniz(AST veya ALT) yüksekse risk altındasınız diyebiliriz. Bu durumlardan bir ya da birkaçına sahipseniz hekiminizden tarama talep ediniz.

 

TEDAVİSİ  NASIL?

Herhangi bir hastalık gibi tedaviye yönelik ilacı geliştirilmiş değildir. Fakat bilinen en iyi tedavi ve korunma şekli fazla kilolardan kurtulmak ve günlük fiziksel aktivite yapmak. Bu süreçte  kilo kaybı yavaş  yavaş olmalı, hızlı kilo kayıpları karaciğerin daha da yağlanmasına neden olabilir.

Bunun için  öncelikle   besin seçimine ve porsiyon kontrolüne dikkat etmelisiniz. Hazır gıdalar ve atıştırmalıklardan uzak durmalısınız. Dolayısıyla yemeklerinizi kendiniz pişirirseniz ne yediğinizden emin olursunuz. Yemeklerinizi pişirirken zeytinyağı kullanmanız ve kızartma yapmaktan sakınmanız gerekir. Ayrıca iyi yağ ve protein kaynağı olan badem, ceviz ve fındık  gibi kuruyemişleri düzenli tüketmelisiniz. Meyve seçiminde şeker oranı daha düşük yani tatlı tadı daha az olanlarını  tercih etmelisiniz. Günlük su ihtiyacınızı karşılayabilmek için gün boyunca yeteri miktarda ( en az 2 lt) su içmelisiniz. Su içmeyi sevmiyorsanız taze limon, nane veya salatalık gibi besinlerin aromasından yararlanabilirsiniz. Bunlarla birlikte şeker ilave etmeden ve aşırıya kaçmadan içeceğiniz çay ve kahvede bu kronik hastalığın iyileşmesini destekleyecektir. NASH olmamak için  ya da tanı konulduktan sonra tedavi sürecinde bu öneriler işinize yarayacaktır. Sağlıkla beslenin, biraz daha hareketlenin ve sağlıkla kalın…..