Çünkü eski yaşantımız eskilerin samimiyeti hep güzeldi...

Çocukken korkusuz sokakta oynamamızı, ailelerimizin bizimle vakit geçirmesini, çocukken büyüklerimizden  dinlediğimiz  masallar, aile içindeki sevgi ve  saygılar.

Eskiden komşular birbirini en iyi tanıyan insanlar vardı,derdiyle dertlenen,sevinciyle sevinenler...

Eskiden yemeğimizi komşumuzla paylaşırdık Artık sosyal medya hesaplarından paylaşmaya başladık mahallede bir hasta olduğu zaman ona saygı duyulurdu sessizlik hakim olurdu sokakta cenaze varsa eğer o sokakta Kesinlikle değil düğün televizyon bile açılmazdı Ama artık insanlarımız duyarsızlaştı ziyaretler bile görüntülü görüşmelerle yapılmaya başlandı ...

Eskiden kıt kanaat geçim varken aslında köylü çok daha zengindi. Çağdaşlaşacağız, çağdaş dünyanın nimetlerinden yararlanacağız derken, elindeki gerçek zenginliği göremedi ne yazık ki. Görmüştür mutlaka ama tozun toprağın, bokun samanın içinde çalışması hep zor gelmiştir. Haliyle çocukları hiçbir işe bulaştırmayan efendimiz, şimdi tarlayı tapayı işleyecek, hayvana bakacak kimse bırakmadı köyde...

Eskiden eski ama güzeldik, yemeğiyle, insanıyla, arkadaşıyla,dostluğuyla, kardeşleriyle ve mahallesiyle...Mahallede herkes birbirini tanırdı ve selam vermeden,muhabbet etmeden giremezdin her evden çıkışında her eve girişinde...

Eskiden tabi ama gerçek şu ki;  bizi, paramız olmadığında, birkaç ay idare edebilecek “bakkalmız" yok artık. Paramız veya kredi kartımız varsa yapabiliriz alışverişimizi ancak… Onun da zamanı geldiğinde faiziyle beraber ödemesi var tabi ki.

      Ödünç paraya ihtiyacımız olduğunda, para bulabileceğimiz kimseler pek kalmadı. Ödünç para alabilmek için tek adres olarak “bankalar” var ama o da “kredi notun” yüksek ise ancak geçerli bir yol…

       Bankalara göre herkesin bir “kredi notu” var. Yani, herkesin bir değeri var. İnsanları fişlemek kanunen yasak ama; bankalar, bal gibi fişliyor bizi işte...

              Doğayla ilişkimiz ise asgari düzeylere indi. Artık bir çiçeğe bile dokunamıyor, bir gülü bile koklayamıyor, bir hayvanı bile okşayamıyoruz. Tıpkı; “doğal ortamından alınarak, kafese konulan bir aslan” gibiyiz.

       Eş-dost ve akraba ziyaretlerinin yerini, garip ilişki türleri aldı. Gerçek anlamda,  canlı canlı yaşamış olduğumuz o eski ilişkilerle  artık; “telefon”, “mesajlaşma”, “twitter” gibi araçlar yer değiştirdi.

Seven sevdiğinin, yüzüne söylemiyor, söven sövdüğünün yüzüne söylemiyor...

Eskiden böyle değildik kısacası ilişkilerimiz “mekanikleşerek” ve “ruhsuzlaşarak” içerikten yoksun hale geldi. Artık işlerimizi halletmek için yüzyüze gelmemize gerek yok. Birbirimizin kahrını çekmemize ise hiç gerek yok. Birkaç “tuşla” işlem tamam.

Eskiden güzeldik...

Selam ve saygılarımla