Bir kışı daha geride bırakıp, yeni bir bahara selam verirken doğa; Yüce Yaratı'cının Nisan yağmurlarıyla sulanıyor, bereketleniyor, filizleniyor...

         Yağmur 'rahmet'tir kültürümüzde. Hele de Nisan yağmurları... Allah'ın insanoğluna verdiği nimetlerin temel gıdası, baharda yeniden uyanan doğanın can suyudur yağmur... Dünya telaşesinden bir çoğumuzun yine farkında olmadığı bu uyanışı gözlemlemek ve ruhumuzun uyanışına vesile kılmak ne güzel olurdu oysa!

         Dünya öyle bir hale geldi ki, neredeyse her metrekaresinde yaşanan haksızlıklara karşı, zihinlerde ve kalplerde sessizlik, duyarsızlık ve umursamazlık hakim! Hani  merhum şair Arif Nihat Asya diyordu ya, "Yeryüzünde riya, inkâr, hiyanet altın devrini yaşıyor. Diller, sayfalar, satırlar 'Ebu Leheb öldü' diyorlar! Ebu Leheb ölmedi yâ Muhammed; Ebu Cehil kıtalar dolaşıyor!"...

         Bin aydan daha hayırlı bir günü; kainat kitabı Kur'an-ı Kerim'i bağrından çıkaran Kadir Gecesi'ni barındıran mübarek Ramazan iklimindeyiz. Bu manevi iklimde, ılık meltemler ve nazenin dokunuşlarla doğayı okşayan Nisan yağmurları eşliğinde, tarifsiz his ve duygular altında yürüme zamanıdır şimdi...

         Tüm kışların geride kalması ve bütün baharların gelmesi mümkün değil tabi ki. Ama her kışın bir baharının olduğunu idrak etmek, Yüce Yaratacı'nın koca kainatı nasıl evirip çevirdiğine bir kez daha şahit olmak ve dünya keşmekeşinden kısa süreli de olsa sıyrılıp bir tefekkür deryasına dalabilmek bu günlerde yapılacak en güzel işlerden...