Birçoğumuzun “kemik erimesi” olarak  adlandırdığı bu hastalık, kemik kütlesinin kaybı, kemik dokusunun  yapısının bozulması sonucu kemik gücünde azalma ve kırık riskinde artış ile karakterize sistemik bir iskelet hastalığıdır.

Birçoğumuzun “kemik erimesi” olarak  adlandırdığı bu hastalık, kemik kütlesinin kaybı, kemik dokusunun  yapısının bozulması sonucu kemik gücünde azalma ve kırık riskinde artış ile karakterize sistemik bir iskelet hastalığıdır. İstatistiklere göre her  3 kadın  ve 5  erkekten birinde osteoporik kırık riski bulunmaktadır.Genellikle  vücutta kemik kütlesi 20 yaş civarına kadar artmakta ve  maksimum seviyeye ulaşmaktadır.Bu düzey 30-35 yaşlarında dengede dururken,40 yaşından sonra fizyolojik olarak kemik kütlesinde kayıplar başlamakta ve  yıllık kemik kütlesi kaybı %0.05-1 arasında olmaktadır.Kemik kütlesinde oluşan her %10 ‘luk kayıp kırık riskini 2 kat arttırmaktadır.

Osteoporoz riski altında bulunan kişiler; ailede osteoporoz öyküsü olanlar,Kafkasyalılar ile küçük ve ince kemiklere sahip olan Asyalılar,erken menopoza giren kadınlar,özellikle süt ürünleri başta olmak üzere kalsiyumdan zengin besinleri yeterli miktarda tüketmeyen bireyler,inaktif bireyler,Güneş ışığından yeterince yararlanamayan bireyler,çok düşüK enerjili ve yeterli besin ögesi  içeriği olmayan diyetleri tüketen bireyler,sigara kullananlar,aşırı alkol tüketen  bireylerdir.

Osteoporozda uygulanan tıbbi beslenme tedavisinde kalsiyum ve D vitaminden zengin besinler ile günlük en az  5 porsiyon sebze/meyve  tüketimi, yeterli  protein ve kısıtlı tuz alımı  önerilmektedir. Süt ve süt ürünü tüketemeyen hastalarda ise D vitamini ile zenginleştirilmiş besinlerin tüketilmesi veya D vitamini suplemen takviyesi yapılması gerekmektedir.

Osteoporozdan korunmak için neler yapmalıyız? Bu hastalığı önlemek için vücut ağırlık kaybı ve ağırlığın korunmasına yönelik yapılan fiziksel aktivite türleri oldukça önemlidir. Haftada 4 ila 6 kez 30-40 dk. yürüyüş, jogging, tenis, dans etmek gibi fiziksel aktivite türlerinin yapılması önerilmektedir. Bu durum, fit ve sağlıklı kalmanın yanı sıra; kemik sağlığının devamlılığına ve kemiklerin güçlü kalmasına yardımcı olmaktadır.

Yaş, cinsiyet ve genetik faktörler gibi kriterlere müdahale edemezken

-Yaşam boyunca süt, yoğurt, peynir gibi kalsiyumdan zengin besinleri önerilen miktarda tüketmek,

-Vücut ağırlığı artışını engelleyen (koşu, yürüyüş, tenis vb.)ve direnç egzersizleri (ağırlık kaldırma vb.)gibi fiziksel aktiviteleri düzenli olarak yapmak,

-Yeterli D vitamini alımı için güvenli şekilde güneş ışığından yararlanmak

-Alkol tüketimini bırakmak,

-Tuz alımını sınırlandırmak,

-Sigara kullanımından kaçınmak gibi yaşam biçimi değişiklikleri ile osteoporoza karşı korunmayı sağlayabiliriz.