Son  yıllarda  özellikle bütünsel tıp yaklaşımının da yaygınlaşmasıyla kuersetin adından sıkça söz ettirir oldu. Nedir bu kuersetin ? Vücudumuza gerçekten yararı var mı? En iyi besin  kaynakları  nelerdir? Sorularına cevap arayalım...

Kuersetin; meyve, sebze ve çiçek gibi birçok bitkiye kendi rengini veren pigment maddesi, bir başka  söylemle  falovonoid bileşiklerinden biri olarak bilinen bir  fitokimyasaldır. Flavonoidler bulundukları bitkiye renk vermekle birlikte aynı zamanda onu dış etkenlere karşı koruyucu görev yapan güçlü antioksidanlardır. Antioksidanlar, hücre zarlarına zarar veren ve bunun artışıyla DNA’nın yapısını bozan veya hücre ölümüne neden olabilen serbest radikaller olarak bilinen  parçacıkları  temizleyerek onları etkisiz hale getirebilir.

Bu özelliği sayesinde kuersetin vücudun birçok farklı yerinde yararlı etki gösterebilir. Sindirim sistemi, solunum sistemi, cilt ve idrar yolları dahil çeşitli bakteri türlerine karşı antibakteriyel  etki gösterebilir. Kuersetin vücudu bazı kanser çeşitleri (meme, kolon, prostat, yumurtalık, akciğer tümörleri) kardiyovasküler hastalıklar gibi çeşitli hastalıklara karşı korurken sizi yaşlanmaya karşı da koruyabilir. Kalp ve damar sağlığındaki etkisini özellikle kötü kolesterol olarak adlandırılan LDL kolesterol seviyelerini düşürmek suretiyle damar etrafındaki plak oluşumunu ve kireçlenmenin azalmasını destekleyerek gösterir. Bu sayede kan akışının da iyileşmesi de sağlanmış olur.

Yapılan çalışmalar kuersetinin, vücutta fazlasının atılamaması durumunda çeşitli alerjik semptomlara (burun akıntısı, sulu gözler, kurdeşen ve yüz ve dudaklarda şişme gibi) neden olan histaminin hücrelerden salınımını baskıladığını  gösterir. Dolayısıyla bronşit, astım veya alerjik nedenlerden  oluşan  cilt rahatsızlıklarında tedaviye destek olabilir. Bazı araştırmalarda ise yüksek tansiyon hastalarının  kuersetin içeren ilaçlar ile tedavi  edilebileceği  bildirilmiştir.

Aslında kuersetini günlük beslenmemizde   vücudumuza ortalama 10-100 mg kadar  alındığı biliniyor. Çeşit çeşit ükettiğimiz kırmızı,yeşil ve mor renge sahip besinler  zengin kuersetin kaynaklarıdır. Ancak yetiştirildikleri toprak kadar besinin tazeleği ve hazırlama aşamasında geçtiği işlemler içerdiği kuersetin  miktarını etkiler. Dolayısıyla organik yetiştirilen bitkilerin tercih edilip doğru pişirme yöntemleriyle hazırlanması önemlidir.

Elma, kırmızı-mor üzüm, biber,  koyu kiraz ve vişne, yaban mersini, böğürtlen, kızılcık, domates, brokoli, lahana ve  turpgil sebzeler, ıspanak, turunçgiller, yaban kereviz, kakao, tam tahıl, karabuğday, çiğ kuşkonmaz, kapari, çiğ kırmızı soğan, keçiboynuzu, zeytinyağı, siyah ve yeşil çay, kuru baklagiller gibi besinler günlük yaşamda kolaylıkla ulaşıp tüketebileceğimiz başlıca kuersetin  kaynaklarıdır.

Beslenme yolu  ile almanın dışında  tedaviye destek amaçlı  besin takviyesi olarak alınabilen kuersetini ilaç etkileşimi oluşup olumsuz etkilenmemek için  kullanmadan önce mutlaka hekime danışılmalıdır. 

Sağlık ve şifa ile kalın…