11 ay sonra yeniden aynı heyecanı yaşamayı dilerken, bir Ramazan muhasebesi yapmak ve bu ayı bayram ile taçlandıracak kadar dolu dolu geçirip geçiremediğimizi düşünmek gerekiyor…

Hep anlatılır, oruç tutmak sadece aç kalmaktan ibaret değildir, diye. Öyle ya, bir Hadis-i Şerif’te bu ayda şeytanların zincire vurulduğundan bahsedilir. Yani günah olan her şeye tüm ruhumuzu ve bedenimizi kapatmak, içimizdeki şeytanları dizginlemek gerekiyor…

‘Günah’ kelimesini ne yazık ki çok dar kalıbıyla anlıyoruz. Günah, en başta kul hakkıdır. Yani Allah’ın, ‘her şeyi affederim ama onu affedemem’ dediği kul hakkı. Ve öylesine geniş bir alanı kapsar ki…

İnsan başta olmak üzere canlılara direk veya dolaylı olarak verdiğimiz her türlü rahatsızlık kul hakkı kapsamına girer… Hırsızlık bir kul hakkıdır ama adaletsizlik de bir kul hakkıdır. Çevredeki insanları rahatsız eden bir sigara dumanı bile kul hakkına girer… Aslında her türlü israf da kul hakkıdır, çünkü gereğinden fazla kullanılan her şey insanların daha iyi yaşayacakları bir dünyadan bir şeyleri haksız olarak alıp yok etmektir…

Esasında dinin özü canlılara faydalı bir hayat sürmektir. Bu anlayış ‘ahlak’ ile taçlandırıldığında ve kainatın sahibine olan şükran ifade edildiğinde ideal insan ortaya çıkar…

Ramazan, ideal insan olma yolunda her yıl bizlere sunulan güzel bir fırsat. Bu zaman dilimini ne kadar iyi kullanabilirsek, sonunda yaşayacağımız sevincin derecesi de o kadar yüksek olacaktır…

Nice ramazanlar ve her bir ramazanı gerçek anlamıyla idrak edebilmenin bir ödülü olan nice bayramlar yaşamamız dileğiyle..