Bu hafta bahsetmek istediğim içinde bulunduğum meslekte yani eğitim ve doğa farkı olacaktır...

Eğitimin amacı insanları sınıflara ayırmanın yeni yöntemidir. Eskisi gibi soya dayanan sınıfları toplumun tabanına yaymakta zorlanan insanoğlu, artık sınıfları eğitim düzeyine göre oluşturuyor.

Bu yüzden dünyada bilgi standart hale getirilmiş, eski dünyaya ait ve bilimsel bilgi kapsamına girmeyen tüm birikimler neredeyse yok sayılmıştır.

Kim lisede okula gidip ben yıldızlar ve astroloji ile ilgili bilgi edinmek istiyorum diyebilir ?

Kim ağaç aşılamayı öğreniyor ?

Kim tü kaka denilen geleneksel tıptan haberdar olabilir?

Kimse.

Hipokrat’ın fendi İbni Sinayı nasıl ve neden yendi?

Çünkü bunlar eğitim standartları arasına katılırsa, eski ve sözde  babaannelerimiz ve dedelerimiz de o sosyal statünün içinde yer bulacaklar.

Oysa amaç eğitmek değil, sınıflar arasında tabaka farkını belirginleştirmektir.

Eğitilen insanları da vurdukları “hedef” tasması ile istedikleri şekilde yaşamalarını sağlıyorlar.

Standart insan, standart dünya, standart fikirler.. Bu da yönetilebilir insan, yönetilebilir dünya, yönetilebilir fikirler demektir.

Doğadan öğrenen insanı bıraktık, insandan öğrenen insan olduk.

Arşimet suyun kaldırma gücünü doğadan öğrendi.

Newton yer çekimini doğadan öğrendi.

Biz ise hepsini insandan öğreniyoruz. Bize öğretmek istedikleri şekilde...

Oysa her çocuğun geçmesi gerektiği bir arşimet bir newton bir galile yolu olmalı değil miydi?

Öyleydi.

Ama yok.

Olması insan olarak işimize gelmiyor çünkü...