Ne kolay bir kelime aslında değil mi? Duymak istediğimiz fakat duyamadığımız…

Aslında bu kelimenin yolculuğu çocukluğumuza dayanıyor. Küçükken elimize verilen bir çikolata için annelerimiz karşı tarafa teşekkür etmemizi isterdi. Bu kelimenin yolcuğu böyle başlamamış mıydı? Onu kullanman kendinde oluşturacağın güzelliklerde saklı. Bazen kendine teşekkür etmelisin başarıların için, bazen de sana öğrettikleri her şey için etrafındakilere…

Yakın zamanda otobüs ile eve geçerken aslında hep karşılaştığım ama artık canımı sıkan bir olay ile karşı karşıya kaldım. Otobüste genç bir kızın eşyasının yere düştüğünü fark edip haber verdim. Eşyasını yerden alıp telefonla oynamaya devam ettiği an bir irkildim. Çünkü bana öğretilen bu değildi. Ona eşyasının yere düştüğünü söylediğimde benden minnet beklemesini isteyemezdim fakat minnet ve teşekkür arasındaki farkı fark etmesini isterdim. Bunun için çoğu kez göz göze geldim. Amacım bu saatten sonra ona bir şeyler öğretmek değildi. Fakat farkına varması bile onun bu zamandaki yolcuğunun güzel bir parçası olabilirdi. Yolculuğumuz devam ederken bir sonraki durakta durmak için butona yaklaşmaya çalıştığını fark ettim.  O an benden rica etmesi için bekledim ve kararsız kaldığını fark edip o söylemeden bastım. Daha sonra “Teşekkür Ediyorum” deyip gülümsedi.  Aslında bakılırsa bu kelimenin yüzlerde birer gülümsemeye sebep olduğunu bir kez daha anladım. Bir insanın kendine ve karşı taraftakine verdiği değeri gösterir. Aynı zamanda iletişim kurmanın da güçlü bir parçasıdır. Siz siz olun teşekkür etmenin minnet etmek olmadığını kendinize ve karşınızdakilere vereceğiniz güzel bir motivasyon olduğunu daima hatırlayın.

O zaman bu teşekkürüm bana güzel sözün insanlardaki gülümsemenin kapısını açtığını öğreten aileme, her koşulda yanında olduğum arkadaşlarımın mutluluk göz yaşları eşliğinde  ettikleri teşekkürlerine ve  sayıp sayamadığım ricalarımı eksik etmediğim herkese TEŞEKKÜR EDERİM…