İlk olarak, tasarruflarını faizsiz sisteme uygun olarak değerlendirmek isteyen vatandaşlara, küçük ve orta boy işletmelere hizmet vermek amacıyla İslam Kalkınma Bankası’nın kuruluşundan hemen sonra 1975'te kurulan, bu yöndeki çalışmalarını 1978'e kadar sürdüren Devlet Sanayi İşçi Yatırım Bankası'nın (DESİYAB) Türkiye’ye faizsiz bankacılık açısından önemli tecrübeler kazandırdığını ifade etmemiz gerekiyor.
DESİYAB, bankacılık alanında kar/zarar ortaklığı esasına dayanan ve faizsiz kredi/finansman sağlamak amacı ile kurulmuş ilk kurumdur. Fakat dönemin siyasi ikliminden ötürü bankaya mevduat toplama yetkisinin, yurt içinde ve dışında şube açma yetkisinin verilmemesi sebebiyle banka proje değerlendiren ofis şekline bürünmüş, yönetim kurulunun 1978 yılında aldığı talihsiz ve siyasi bir karar sonrası DESİYAB faizli olarak çalışmaya başlamış, ardından da DESİYAB’ın adı da 1988 yılında Türkiye Kalkınma Bankası olarak değiştirilmiştir. Bir önceki yazımızda ifade ettiğimiz üzere Arap-İsrail savaşları sonrası Kral Faysal’ın girişimleri meydana gelen ve Batı’ya çok ciddi zararlar veren meşhur Petrol Krizi sonrası değişen paradigmada gelişmekte olan bazı orta doğu ve Arap ülkelerinden kaynak temininin yanı sıra faize karşı duyarlı olan kesimin elinde bulundurduğu tasarrufların ekonomiye dahil edilmesi adına Türkiye faizsiz finans ve bankacılık alanındaki çalışmaları çok yakından takip etmiştir. Sistemin ülkemizde de hayata geçirilmesi kararı sonrası çok geçmeden, beklendiği üzere Arap ve Körfez ülkelerinden, ülkemize sermaye hareketleri başlamış; ilk olarak Özel Finans Kurumu adı altında faizsiz bankacılık prensipleri doğrultusunda çalışan Albaraka Türk ve Faisal Finans kurumları kurulmuşlardır.
Esas itibariyle 1983 yılında Özel Finans Kurumları’nın (Bugünkü Katılım Bankalarının) tesisinde ana hedef ve beklentileri şu şekilde ifade edebiliriz:
•Petrol İhracatçısı İslam Ülkeleri’nde 1974 yılından beri biriken fonların sermaye ve yurtdışı cari hesaplar yoluyla ülkemize çekilmesi.
•Mütedeyyin ihtiyaç sahiplerine finansman çözümleri sunmak.
•50 milyar dolar olarak tahmin edilen, ülkemiz atıl tasarrufunun harekete geçirilmesi.
•1980 yılında başlatılan dışa açılma politikalarına uyum sağlayarak tarihi ve manevi bağlarımız bulunan İslam Ülkeleri ile finansal ve ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesi.
•Bu ülkelerdeki yoğun kalkınma çabaları ve yatırımlar ile büyük ölçüde artan ithalatlardan daha büyük paylar almak ve ortak girişimleri bu yollarla finanse etmek.
•Arap finans dünyasındaki dış fonların bu kurumlar yoluyla kullanılması ve ekonomik sorunlarının çözümünü kendi aralarındaki iş birliğinde gören İslam Ülkeleri’nin İslam Bankası - İslam Konferansı Teşkilatı - OPEC - Arap Birliği -Kalkınma Fonları - İslam Finans Kurumları gibi kurdukları teşkilatların bir kısmına üye olan Türkiye'nin bunlara uyan mali teşkilatlarını oluşturmasıdır.
Girişimlerin Tarihsel Süreci 1975 yılında İslam Kalkınma Bankası'nın kurucu üyeleri arasında yer alan Türkiye hükümeti 1984'te sermaye payını arttırarak bu kuruluşun en büyük ortaklarından biri haline gelmiş ve İKB Yönetim Kurulu’nda sürekli üye bulundurma hakkını elde etmiştir. Böylece Türkiye, 56 İslam Ülkesi arasında iktisadi işbirliği programlarının gerçekleştirilmesinde, dış ticaretin artışında, altyapı yatırımlarının desteklenmesinde, özel sektörün teşvik edilmesinde ve çeşitli finansman tekniklerinin geliştirilmesinde büyük rol oynayan, dünyanın önde gelen finans kuruluşlarından biri olarak bilinen İslam Kalkınma Bankası bünyesindeki etkinliğini arttırma imkan edinmiştir. 1980 ihtilalinin sonrası hissedilen ciddi ekonomik yapılanma ihtiyaçlarının sonucu ve 24 Ocak Kararlarının ardından oluşturulması hedeflenen dışa açık büyüme modelinin etkisiyle 16.12.1983 tarihli 83/7506 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye istinaden “Özel Finans Kurumları” adı altında ilk faizsiz bankaların kurulmasının temelleri atılmıştır.

Hak Yatırım Tecrübesi
Ülkemizde modern faizsiz bankacılığın ilk temsilcisi olan bankamızın kuruluşunda etkin bir rol oynayan kuruma yani Hak Yatırım A.ş.’nin hikayesine göz atmamız gerekir. Henüz o günkü isimleriyle Özel Finans Kurumları kurulmadan önce Türkiye’de faizsiz bankacılık konusunda çalışmalar yapan bazı akademisyenler ve bürokratlar vardı.
Ankara’da bürokrasiden ve iş dünyasından bazı yetkililer toplanarak bu çalışmaları değerlendirmekteydiler. Bunların arasından genç bir maliye bürokratı olan merhum Kemal Unakıtan da vardı. Kendisi bu konuyla alakalı çeşitli gazetelerde yazılar yazmakta, bir manada sistemin alt yapısı için teorik hazırlıklara destek olmaktaydı. Unakıtan bir süre sonra konuyu kariyeri boyunca Başbakanlık'ta Özel Teknik Müşavirlik, Devlet Planlama Teşkilatı'nda Proje Değerlendirme ve Yabancı Sermaye Grup Başkanlığı, Yatırımları ve İhracatı Teşvik ve Uygulama Dairesi Başkanlığı gibi görevlerde bulunan merhum Muammer
Dolmacı’ya açtı. O da değerlendirmelerini yaptıktan sonra o dönem Sabancı Holding’de görev yapan merhum Turgut Özal’a da çalışmaların gösterilmesini istedi. Özal’ın da desteklemesiyle geliştirilen çalışmalar neticesinde başını Topbaş Ailesi’nin çektiği bir grup mütedeyyin iş adamı tarafından faizsiz bankacılığın ilk prototipi olacak olan bir şirketin kurulmasına ve faaliyetlerinin izlenmesine karar verildi. Bunun üzerine de 1981 yılında yatırım şirketi hüviyetinde Hak Yatırım kuruldu ve böylece şirket Cumhuriyet tarihinin ilk faizsizlik prensibiyle çalışacak özel yatırım şirketi olarak tarihe ismini yazdırdı. Bir nevi küçük çaplı faizsiz bankacılık örneği olan şirket alım-satım işlemlerinde murabaha yöntemini kullandı. Ancak şirket, yetersiz mevzuattan ötürü yatırım yeterliliği sertifikası çıkarmak ve kar-zarar ortaklığı tahvili ihracından başka bankacılık faaliyeti gösterememiştir.
16.12.1983 Tarihli KHK Daha ileri gidilmesi ve bir anlamda kurulması hedeflenen faizsiz bankalar için mevzuatta değişiklikler olması gerekiyordu. Ardından artan döviz ihtiyacı ve mevduat bankalarından uzak duran insanımızın varlıklarını yönlendirebileceği bir kuruma olan ihtiyaç iyice ortaya çıkınca, olaylar faizsiz finans kurumlarının kurulmasında ciddi derecede hızla yol alınmasına neden oldu. Sonuç olarak da yukarıda ifade edildiği üzere 16.12.1983 tarihli 83/7506 sayılı Kanun Hükmünde Kararname yayınlanarak Türkiye faizsiz bankacılığa kapılarını açtı. Kararnameden önce hazırlık çalışmaları yapılırken, faizsiz bankacılık konusunda yatırımları olan Albaraka-Dallah Grubu’nun patronu merhum Şeyh Saleh Kamel Türkiye’de bir faizsiz banka kurulması için planlar yapmaktaydı. İslam Kalkınma Bankası’nın İstanbul’daki bir toplantısı için ülkemize geldiğinde dostlukları bulunan Topbaş ailesiyle çeşitli görüşmelerde bulundu. Sonuç olarak da Dallah Grubu ile Hak Yatırım arasında imzalanan protokolle Türkiye’nin ilk faizsiz finans kuruluşu olan Albaraka Türk kuruldu. İlk personeli de büyük emekleri olan rahmetli Abdullah Tivnikli oldu.
İlk Kurulan Katılım Bankaları (Özel Finans Kurumları) Albaraka Türk, Özel Finans Kurumları Kurulması hakkında 16 Aralık 1983 gün ve 83/7506 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’na
istinaden; 5 Kasım 1984 tarihinde Albaraka Türk Özel Finans Kurumu A.Ş. unvanıyla kuruluşunu gerçekleştirmiştir.
•21 Ocak 1985 gün 10912 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası yazısıyla faaliyet iznini almış ve faaliyetlerine başlamıştır. 1985 yılında faaliyete başlayan Albaraka Türk Finans Kurumu A.Ş.’yi Faisal Finans Kurumu A.Ş. izledi. Ardından 1989 yılında Kuveyt Türk Evkaf Finans Kurumu A.Ş., 1991 yılında Anadolu Finans Kurumu A.Ş., 1995 yılında İhlas Finans Kurumu A.Ş. ve 1996 yılında kurulan Asya Finans Kurumu A.Ş.
faaliyetlerine başladı. 2001 yılında uluslararası piyasalarda ve Türkiye’de yaşanan ekonomik çalkantıda İhlas Finans Kurumu A.Ş. iflas etmiş ve faaliyetlerine son verilmiştir. Faisal Finans Kurumu A.Ş. ise 2001 yılında ülkemizin büyük gruplarından olan Ülker Grubu’nca devralınmış ve adı Family Finans Kurumu A.Ş. olmuştur. 2004 yılında yapılan yasal düzenleme ile Özel Finans Kurumları Katılım Bankası unvanını almışlardır. 2005 yılında da Anadolu Finans Kurumu A.Ş. ve Family Finans Kurumu A.Ş. birleşerek
Türkiye Finans Katılım Bankası adını almıştır. İlerleyen süreçte 2014 yılında devlet ilk
kamu kaynaklı katılım bankası olan Ziraat Katılım Bankası A.Ş.’yi açmış ve 2015’de
diğer kamu kaynaklı katılım bankası olan Vakıf Katılım Bankası A.Ş. faaliyetlerine başlamıştır. 2016 yılında Asya Katılım Bankası A.Ş. kapatılmış, 2018 yılsonunda
ise Emlak Katılım Bankası A.Ş. kurulmuştur. 2005 senesine kadar olan süreç, faizsiz
katılım bankacılığının Türkiye'deki kuruluş dönemi olarak kabul edilebilir. 2005'ten
sonrası ise ülke geneline yayılma, müesseseleşme ve büyüme sürecinin başlangıcı olarak değerlendirilebilir. Çünkü 2005 yılından bu yana bankacılık sektöründeki
şubeleşme politikasına Katılım Bankaları da katılmışlar ve gelişen istikrarlı ekonomi
içerisinde paylarını önemli ölçüde arttırmışlardır. Katılım Bankaları’nın kuruluş ve faaliyetleri
19 Aralık 1999’a kadar 16 Aralık 1983 tarih ve 83/7506 sayılı Kanun Hükmünde Kararname
ile düzenlenmiştir. 1999’dan itibaren 4491 sayılı Kanun ile de Katılım Bankaları (o günkü adıyla Özel Finans Kurumları) 4389 sayılı Bankalar Yasası’na tabi olmuşlardır. Bu yasaya tabii olunmasının ardından 2001 Krizi sonrası Bankalar Kanunu’nda değişiklik
yapan 12 Mayıs 2001 tarih ve 4672 sayılı Kanunla Özel Finans Kurumlarının da cari
ve katılma hesaplarında toplanan tasarrufların güvence altına alınması amacıyla, Özel Finans Kurumları Birliği bünyesinde, bu birlik tarafından hazırlanarak yürürlüğe
konulan yönetmelik dahilinde idare olunmak üzere “Güvence Fonu” oluşturulmuştur. Ancak tüm bu hukuki yapı ve gelişmelere Temmuz 2005 döneminde hazırlanan yasa tasarısının 5411 sayılı Bankacılık Kanunu olarak 19 Ekim 2005 tarihinde kabul edilmesi suretiyle 1 Kasım 2005 tarihli 25983 sayılı resmi gazete yayınlanması
hukuki düzenlemelere ilişkin son noktayı koymuştur. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 1 Ocak 2006 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe girmiştir. 5411 sayılı kanuna göre, özel cari ve katılma hesapları yoluyla fon toplamak ve kredi kullandırmak esas olmak üzere faaliyet
gösteren kuruluşlar ile yurt dışında kurulu bu nitelikteki kuruluşların Türkiye’deki şubelerinin Katılım Bankası ibaresi ile kapsam altına aldığı ifade edilerek Özel Finans
Kurumu tabiri kaldırılmış dolayısıyla Katılım Bankası tanımı uygulamaya konmuştur. Söz konusu kanunun geçici 3.maddesinin öngördüğü şekilde Özel Finans Kurumları ticaret unvanlarını Katılım Bankası ibaresini de kapsayacak şekilde değiştirmişlerdir. Hem dünyada (bir önceki yazımızda) hem de ülkemizde faizsiz finans kurumlarının ortaya çıkış sürecini bu yazı ile tamamlamış bulunmaktayız Bir sonraki yazımızda Katılım Bankalarının müşterilerine sunduğu ürünlerin ana kalemler halinde tanımlamasının yanında tarihsel ve dini dayanaklarını ele alacağız. Bir sonraki yazımızda buluşmak üzere…