En son ne zaman içinde bulunduğunuz durumdan şikâyet ettiniz? 1 gün, 1 saat, 1 dakika… Her gün istisnasız bir şeyler memnuniyetsizlik duyar bulunduğumuz noktada olmaktan  şikâyet ederiz. Peki şu an bulunduğun noktayı kaderim diyebilir misin? Bir çoğumuz hayatımızda yaşadığımız tüm olaylara kaderimiz bu deriz. Ailemizi, işimizi, eşimizi, içinde yaşadığımız coğrafyayı ve hatta arkadaşlarımızın bile önceden kazandırıldığına inanırız.

Peki hiç şöyle düşündük mü?

Hala bir yerlerde ailesinin sözlü ve fiziksel şiddetine maruz kalanlar, yaptıkları işler için takdir edilmek yerine ayıplananlar, hayatı boyunca hastane önünde iki çift gözün parlaması için bekleyenler, okumak isteyip evlendirilenler, anneler, babalar, çocuklar ve daha nicesinin coğrafyasında işleyenler kader midir?

Okumak yerine zorla evlendirilenlerin, çocuk yaşında çalışıp ailesine bakma zorunda hissedenlerin, takdir görmek isteyip laf işitenlerin yaşadığı coğrafya kader değil başkaları tarafından dayatılanlardır. İbn-i Haldun’un da dediği gibi "coğrafya-iklim senin ekonomik ve maddi yaşamını belirler. Bunlar da senin siyasetin, senin felsefik akımın, senin mimarin, senin sanatın, senin huyun, senin kültürün, senin zevkin üzerinde belirleyici bir rol oynar. Yani coğrafya, senin ölçündür."