Minimal yaşamı insanlar ilk duyduğunda, yaşamsal yorgunluklar sebebiyle de fazlasıyla yanlış yorumladığını düşünüyorum. Öyle ki minimal yaşam; sadeleşmek sürdürülebilir hayat dışında kendini tamamen herkesten her şeyden ve her ortamdan uzaklaştırmak olarak yorumlanıyor. Ancak bu yanlış yorum, hayatı kolaylaştırmaktan çok. Daha büyük ve geniş bir girdaba sürüklüyor.


Minimal yaşam insanları, çevresine, ailesine, sosyal statüsüne ve en önemlisi doğaya duyarlı olmaya yönlendiren bir yaşam şeklidir. Çok derin anlamlar yüklense de aslında mantığı asla mental hafızanızı yormaz. Temelinde insan olduğunuzu unutmamak yatar. Her anlamda; kütlesel olarak yerkürenin üzerindeki varlığınızı sosyal yaşantınızdaki duruşunuzu manevi var oluşumuzu sindirerek ve anda kalarak yaşamımıza aracı olur.

Eşya köleliği yapmayarak, size kalan ekstra zamanın alışveriş çılgınlığının bir parçası olmadan hem sürdürülebilir yaşamın hem kazandığınızın kıymetini önünüze seriyor bu yaşam şekli. Her şeyden soyutlanmadan kendimizi azalttığımız eşya, minimal seviyede ihtiyaca binaen yaptığımız alışveriş sonunda. Bize kalan zaman ve nakitle daha kaliteli yaşam sunar bizlere. Arkadaşlarımızla ve ailemizle daha uzun vakit geçirmemizi sağlar. Bize katkısı olmayan, günlük enerjimizi sömüren insanlarla ve eşyalarla iletişimimizi en aza çekmemiz için yönlendirici olur.


Minimal yaşam ve minimalist yaşam asla yokluk içinde yaşamak ya da insansız yaşam demek değildir. Hayatınıza daha kolay daha akıcı daha işlevsel daha kaliteli ve daha verimli yaşamanıza aracı olan bir stildir.


Hayatın her alanında olduğu gibi bu konuda da önyargılarımızı kenara bırakıp özünü anlayabildiğimizde minimal yaşamın dinginliği maksimal yaşamın yoruculuğunu her türlü ezer. Çok kısa bir sürede sadeleşerek ne kadar kaliteli yaşam sağlayabileceğimizi, duaya ne kadar faydalı olabileceğimizi gösterir.


Ve son olarak minimal yaşam soyutlanarak azalmayı değil, sürdürülebilir azalarak kaliteli çoğalmayı vaat eder.


Sağlıcakla kalın.