Yakın bir zamana kadar 65 yaşın üzeri yaşlı popülasyon (nüfus)olarak tanımlanmaktaydı. WHO (Dünya Sağlık Örgütü) nun son yaptığı sınıflandırmaya göre ise;66-79 yaş arası ;ORTA YAŞ, 80-99 yaş arası;YAŞLI  kabul edilmektedir.

Yakın bir zamana kadar 65 yaşın üzeri yaşlı popülasyon (nüfus)olarak tanımlanmaktaydı. WHO (Dünya Sağlık Örgütü) nun son yaptığı sınıflandırmaya göre ise;66-79 yaş arası ;ORTA YAŞ, 80-99 yaş arası;YAŞLI  kabul edilmektedir.

Son yıllarda yaşlılarda kardiyovasküler hastalıklar, nörolojik hastalıklar, hipertansiyon, diabet, bazı kanser tipleri gibi hastalıkların görülme sıklığı daha da artmaktadır. İlaç kullanmak ve sağlık hizmeti almak, yaşlılarda yükselen bir grafik çizmekte, bu sebeple toplumun sağlık harcamaları da artmaktadır.

Oysa yaşlılarda beslenmenin düzenlenmesi, kardiyovasküler ve diğer yaşlılık hastalıklarını bir ölçüde azaltabilir. Ancak çoğu zaman yalnız yaşamak zorunda olan ya da evladı, akrabası gibi yakınlarının evinde yaşayan yaşlılarımızın beslenme kalitesi düşmektedir. Depresyon, Sosyal izolasyon, Demans, Alım eksikliği, İştah bozukluğu, Alkolizm,Yiyeceklerin sindirim, emilimi ve atımını bozan ilaçlar, iyi yiyecek hazırlayamama ve bulunduramama, alış-veriş yapma ve yemek hazırlama gücünün olmaması gibi nedenlerle ciddi beslenme yetersizlikleri (malnütrisyon)  oluşmaktadır.

Yaş arttıkça protein ve yağ alımı da azalmaktadır. Oysa protein ve yağ ihtiyacı azalmamakta, “sarkopeni” denilen kas kütlesinde azalma gerçekleştiği, metabolizma hızı düştüğü için günlük kalori ihtiyacında bir miktar azalma olmaktadır. Ancak toplam enerji alımı  bireyin gereksinimine göre dengelenirken her gün  kaliteli protein grubundan (yumurta, et, tavuk,balık gibi) yeterince tüketilmeli,günlük toplam protein alımı bireyin kg.’ı başına 1 gr.’ı bulmalıdır. Yaş ilerlemesiyle yağ sindiriminde herhangi bir gerileme olmaz. Bu nedenle günlük alınması gereken yağ miktarı da azaltılmamalıdır. Yağlar vücudumuzun önemli bir yakıtı, enerji kaynağı olmakla birlikte yağda eriyen vitaminlerin (A,D,E ve K ) emilimi için çok önemlidir. Yaşlılarımızın beslenmesinde de doymuş yağlar (katı yağlar) yerine doymamış yağların (zeytinyağı, fındık yağı, ayçiçeği yağı, mısıryağı  gibi) tüketimine özen gösterilmelidir. Doymuş yağların tüketimi kolesterol seviyelerini yükseltebilmekte, kalp ve damar hastalıklarına sebebiyet verebilmektedir.

Yaşlılarda günlük 20-30 gr.lif (posa) alınmasına özen gösterilirse diyabet daha az görülmekte, diyabet varsa kan şekerinin dengelenmesi daha kolaylaşmaktadır.Ayrıca kolon kanseri koruyucusu olarak da lif önemlidir.Lifin en iyi kaynakları kurubaklagiller, sebze ve meyvelerdir.

Çeşitli vitamin (A ve D gibi) ve minerallerin (Magnezyum,Kalsiyum,Demir,Selenyum, Potasyum,Çinko gibi) eksikliğinin oluşabileceğinden  mutlaka doktor kontrolünde tetkiklerinin yapılıp gerekli suplementlerin alınması gerekmektedir.Bu ögeler,bağışıklık sisteminin güçlenmesi,yaraların iyileşmesi, kronik yorgunluk ile kemik kırılmalarının önlenmesi ve daha birçok metabolik faaliyetin gerçekleştirilmesi açısından önemlidir.

Bunlarla birlikte yaşlılıkta da dehidratasyonu engellemek için günlük mevsim şartlarına göre 1,5-2 lt. su tüketilmelidir.