Ati’nin İnsanları adlı kitabı kısa bir süre önce çıkaran genç yazar Cahide Gürkaplan ile kitabı üzerine  keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Muhabir: Sizi tanıyabilir miyiz?

Elbette. Ben, Cahide Gürkaplan.27 yaşındayım ve  Konyalıyım. Selçuk Üniversitesi Sosyoloji bölümünden 2017 yılında mezun oldum. KPSS sınavına hazırlanırken eşimle tanıştım. KPSS sınavından iyi bir puan almama rağmen atanamadım. Eşimin mesleği gereği Manisa’ya taşındık. 5 yıldır Manisa’da yaşıyorum . Evli ve bir çocuk annesiyim.

Muhabir: Kitabınızın adı ‘Ati’nin insanları’. Ati’nin insanları ne demek ?

Ati’nin insanları geleceğin insanları demek. Ben   geleceğin çok kafaya takıldığını , anı kaçırıldığını düşünüyorum. Kitabımda bundan da  bahsetmeye çalıştım .Attığımız her adımın Ati’nin insanlarını etkilediğini düşünüyorum. Okuyucular aşk konulu kitap olmaz dediler. Kitabımda aşka da değindim fakat aşkı yüceltmedim. Çünkü aşkın gelip geçici olduğunu düşünüyorum.

Muhabir: Yazma tutkunuz ne zaman ve nasıl başladı?

Aslında insan okuma yazma öğrendiğinden itibaren yazmaya başlıyor . Edindiği bilgileri veya yazmak istediklerini bir şekilde kaleme kağıda döküyor. Fakat benim yazma tutkum günlük tutmak ile başladı. İlkokul 7. Sınıfta iken öğretmenim günlük tutmanın öneminden bahsedip günlük tutmanın bundan yıllar sonra sizi çok ileri getireceğini , motive edeceğini söylemişti. Günlük tutmakla başlayan serüvenim şiirler, kısa öyküler ile devam etti.

Muhabir: Tüm bu yazma tutkunuzda size ilham veren şeyler  nelerdir?

Keçeyi sanata dönüştürüyorlar Keçeyi sanata dönüştürüyorlar

Bu sorunuza cevap olarak toplum diyebilirim. Topluma baktığınızda bir problem görüyorsunuz ve ben ne yapabilirim , insanlara ne katabilirim sorusunu kendinize soruyorsunuz.  İzlediğim filmler ve  hayal gücümle toplumu da göz alarak hikayeler yazıyorum. Örnek verecek olursam parka gittiğinizde dahi bir sürü hikaye görebilirsiniz. Bu nedenle bir ağaçtan , gökyüzünden ilham alabilirim.

Muhabir: Sizce herkes kitap yazabilir mi?

Gül Ayşe Koçak’ın bir lafı vardır: Yazarsan yazarsın, yazmazsan yazmayan. Bence herkes yazar olabilir.Lakin bu noktada yazmayı istemek ve sevmek önemli.Yazmanın bir tarafı okumaktan geçiyor. Kitapla haşır neşir olmak da çok önemli.

Muhabir: Kitabınızdan bahsedecek olursanız okuyucularınızı neler bekliyor?

Kitabımı toplum üzerinden yazdım. Ana karakterimiz kadın.Bir kadın gözünden hayata nasıl adım atılabilir , nasıl var olabileceğini, hayat mücadelesini , gelecekten ne bekleyebileceğini anlatmak istedim. Tüm bunları fantastik ögelerle anlatmaya çalıştım. Kadın olmak her yerde çok zor. Fantastik anlatmamın sebebi de olağanüstü hislerimizin olması lazım ki hayatla mücadele edebilelim.

Muhabir: Kitabınız ne kadar sürede tamamlandı?

Kitabım yaklaşık 2 buçuk senede tamamlandı. İlk tohumları oğlum küçükken oluştu. O zamanlarda da oğlum bana ilham oldu. Onun sayesinde kendimi tanımaya başladım. Aslında pandemiden dolayı da insanlar evlere kapandı herkes iç yolculuğa başladı. Tüm bu olanlar kendimizi tanımamıza ne yapmak istediğimize sebep oldu. Çoğu insan yapmak isteyip de yapamadıkları şeylere adım attı ben de onlardan biriyim. Çok isteyip fakat cesaret edemediğim kitap yazmaktı. Bu vesileyle ben de başlamış oldum. Çocukluk hayalimi gerçekleştirdim

Muhabir: Yazmak isteyen fakat nasıl bir yol izleyeceğini bilmeyenlere öneriniz nedir?

Yazmak isteyip de nasıl yazacağını bilmeyenlere şöyle bir şey söyleyebilirim. Öncelikle kitap okumakla başlamalı. Bu sayede kelime hazneleri gelişir. Yazmak istedikleri konu hakkında metodoloji çıkarabilirler. Mesela şu konuda iyiyim , şu konuları yazsam gibi bildiği konulardan yazmaya başlasalar çok daha iyi olur. Yazar koçlarından destek alabilirler.

Muhabir: Sizi yazmaya özendiren şeyler var mı varsa bunlar nedir?

Kalemi olarak Zülfü Livaneli’nden etkileniyorum. Toplumsal konuları hamuruna katıyor. Güzel bir kurgu ile arka planda ciddi sorunlara değiniyor. Sabahattin Ali , Yaşar Kemal gibi yazarlar beni yazmaya özendirmiştir. Ama dediğim gibi Zülfü Livaneli’nin kalemini kendi kalemime daha yakın hissediyorum. Benim düşüncem de hem keyifle okusunlar ama bir şeyler de öğrensinler amacındayım.

Muhabir: Yazar olmasaydınız hangi mesleği yapardınız?

Bu soruya hiç düşünmeden cevap verebilirim ,öğretmenlik yapardım. Çocukluğumda oyun oynarken ben hep öğretmen olan kişiydim .

Muhabir: Kitabınızı kimsenin okumayacağınızı bildiğiniz halde yine de yazar mıydınız?

Evet yazardım. Çünkü kitap sipariş üzerine yazılmamalı. Tek amacın satılması üzerine olursa tüccardan bir farkımız kalmaz. Kimse okumasa dahi kendimi rahatlatmak, aklımdakileri kağıda dökmek için yazmaya devam ederdim.

Muhabir: Gelecek ile ilgili projeleriniz var mı varsa bunlar nelerdir?

Ati’nin insanları adlı kitabım seri bir kitap olacak. Kitabın ikinci serisine de başladım. Ama bundan önce tamamlanmış, seri olarak düşündüğümüz  bir çocuk kitabı var. Daha çok roman ve kurgu üzerine yoğunlaştığım için bu yolda devam etmek isterim. Dergilerde yazabilirim şu anda yazıyorum.

Okuyucularıma ve siz Manşet ailesine çok teşekkür eder, keyifli okumalar dilerim.

Sorularımıza içtenlikle cevap veren genç yazar Cahide Gürkaplan’a teşekkür ediyor edebiyat dünyasında başarılar diliyoruz. Ati’nin İnsanları adlı kitabı online sitelerden temin ederek yazar Cahide Gürkaplan’a destek olabilirsiniz. Şimdilik hoşça kalın.